<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Özgür Sevgi Göral davası</title>
	<atom:link href="http://berkbalcik.net/osg/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://berkbalcik.net/osg</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Jan 2010 10:36:17 +0000</lastBuildDate>
	
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Ergun Aydınoğlu&#8217;na ceza</title>
		<link>http://berkbalcik.net/osg/2010/01/27/ergun-aydinogluna-ceza/</link>
		<comments>http://berkbalcik.net/osg/2010/01/27/ergun-aydinogluna-ceza/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 27 Jan 2010 10:36:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Berk Balçık</dc:creator>
				<category><![CDATA[haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berkbalcik.net/osg/2010/01/27/ergun-aydinogluna-ceza/</guid>
		<description><![CDATA[27 Ocak 2010 tarihli Radikal gazetesinin haberi. 
Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) &#8216;akademik özgürlük&#8217; konusunda yeni bir tartışmaya daha yol açtı. Akademik özgürlük konusunda bir yazı kaleme alan YTÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ergun Aydınoğlu&#8217;na 1/8 oranında maaş kesim cezası verildi.
Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) &#8216;akademik özgürlük&#8217; konusunda yeni bir tartışmaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>27 Ocak 2010 tarihli Radikal gazetesinin haberi. </p>
<p>Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) &#8216;akademik özgürlük&#8217; konusunda yeni bir tartışmaya daha yol açtı. Akademik özgürlük konusunda bir yazı kaleme alan YTÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ergun Aydınoğlu&#8217;na 1/8 oranında maaş kesim cezası verildi.</p>
<p>Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) &#8216;akademik özgürlük&#8217; konusunda yeni bir tartışmaya daha yol açtı. Akademik özgürlük konusunda bir yazı kaleme alan YTÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ergun Aydınoğlu&#8217;na 1/8 oranında maaş kesim cezası verildi. Gerekçe Aydınoğlu&#8217;nun &#8220;Yetkili olmadığı halde basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına resmi konularda bilgi veya demeç vermesi.&#8221;</p>
<p>YTÜ&#8217;de akademik özgürlük tartışmalarına yol açan olaylar &#8216;domino taşı misali&#8217; ilerliyor. Radikal gazetesine  de yansıyan olaylardan ilki, sözleşmeli öğretim görevlisi Özgür Sevgi Göral ile ilgiliydi. İki yıl boyunca YTÜ&#8217;de sözleşmeli öğretim görevlisi olarak &#8216;Toplumsal Yapılar, Tarihsel Dönüşümler&#8217; dersini veren Göral, bölümde kadro açılınca başvurdu. </p>
<p>Ancak Göral&#8217;ın kadro hayali Sky Türk televizyonundaki Kürt sorunuyla ilgili tartışma programına katılmasının hemen ardından bitti. Göral, üniversite tarafından atanmaya &#8216;layık&#8217; bulunmadı.<br />
Bunun üzerine İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi&#8217;nden Yrd.Doç.Dr. Ergun Aydınoğlu, 17 Ekim 2009&#8242;da Taraf gazetesinde &#8216;Üniversiteler ve Kürt Sorunu&#8217; başlıklı bir yazısı yayımlandı.<br />
Aydınoğlu yazısında Göral&#8217;ın Kürt sorunun tartıştığı programdaki değerlendirmelerini derslerinde de işlediğini anlatarak, üniversitelerde akademik özgürlük olması gerektiği vurguladı. Ayrıca, üniversitenin basında yer alan gerekçelerini de eleştirdi.<br />
Yazı üzerine üniversite Aydınoğlu hakkında da soruşturma başlattı.</p>
<p><strong>Soruşturmanın gerekçesi </strong></p>
<p>&#8216;Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği&#8217;ne göre kademe durdurma cezasını öngören &#8220;Bilimsel tartışma ve açıklamalar dışında, yetkili olmadığı halde basına, haber ajanslarına veya radyo ve TV kurumlarına resmi konularda bilgi veya demeç vermekti&#8221;. </p>
<p>Soruşturma bitti. Aydınoğlu&#8217;na hakkında daha önce hiç disiplin soruşturması olmadığı için kademe durdurma cezası yerine 1/8 oranında maaş kesim cezası verildi. Aydınoğu İdare Mahkemesi&#8217;ne dava açmaya hazırlanıyor. </p>
<p>YTÜ yönetimi bir süre önce de  metrobüs zammını protesto için Mecidiyeköy&#8217;de turnikelerden atlayarak geçme eylemi yapan öğrencileri hakkında, eylem kampüs dışında olduğu halde soruşturma açmıştı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berkbalcik.net/osg/2010/01/27/ergun-aydinogluna-ceza/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YTÜ&#8217;de &#8217;savunma&#8217; da yasak</title>
		<link>http://berkbalcik.net/osg/2010/01/02/ytude-savunma-da-yasak/</link>
		<comments>http://berkbalcik.net/osg/2010/01/02/ytude-savunma-da-yasak/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Jan 2010 21:57:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Berk Balçık</dc:creator>
				<category><![CDATA[haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berkbalcik.net/osg/?p=56</guid>
		<description><![CDATA[2 Ocak 2010 tarihli Radikal gazetesi, daha önce duyumunu aldığımız cezalandırma olayını haber yapmış. Bir akademisyenin, hem de bir siyasal bilimler hocasının ne hakkında konuşabileceği ise belirtilmemiş.
YTÜ&#8217;de &#8217;savunma&#8217; da yasak
YTÜ, Sevgi Göral&#8217;ı savunan öğretim üyesine soruşturma açtı
UMAY AKTAŞ SALMAN
İSTANBUL- Sözleşmeli öğretim görevlisiyken bir televizyon programında Kürt sorununu tartıştığı için Özgür Sevgi Göral&#8217;ı hak ettiği kadroya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2 Ocak 2010 tarihli Radikal gazetesi, daha önce duyumunu aldığımız cezalandırma olayını haber yapmış. Bir akademisyenin, hem de bir siyasal bilimler hocasının ne hakkında konuşabileceği ise belirtilmemiş.</p>
<p><strong>YTÜ&#8217;de &#8217;savunma&#8217; da yasak</strong><br />
YTÜ, Sevgi Göral&#8217;ı savunan öğretim üyesine soruşturma açtı</p>
<p>UMAY AKTAŞ SALMAN</p>
<p>İSTANBUL- Sözleşmeli öğretim görevlisiyken bir televizyon programında Kürt sorununu tartıştığı için Özgür Sevgi Göral&#8217;ı hak ettiği kadroya atamayan Yıldız Teknik Üniversitesi, bu kez de bir gazeteye Göral&#8217;ı ve akademik özgürlükleri destekleyen yazı yazdığı için İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ergun Aydınoğlu hakkında soruşturma başlattı.</p>
<p>Aydınoğlu kademe durdurma cezasını öngören &#8216;bilimsel tartışma ve açıklamalar dışında, yetkili olmadığı halde basına, haber ajanslarına, radyo-televizyon kurumlarına resmi konularda bilgi veya demeç vermek&#8217;le suçlanıyor.<span id="more-56"></span></p>
<p>İki yıl boyunca Yıldız Teknik Üniversitesi&#8217;nde (YTÜ) sözleşmeli öğretim görevlisi olarak İnsan ve Toplum Bilimleri bölümünde &#8216;Toplumsal Yapılar, Tarihsel Dönüşümler&#8217; dersini veren Özgür Sevgi Göral, bölümde yer açılınca kadro çin başvurmuştu. Ancak kadro hayali Sky Türk televizyonundaki Kürt sorunuyla ilgili tartışma programına katılmasıyla son bulmuştu. Göral, üniversite tarafından atanmaya &#8216;layık&#8217; bulunmamıştı.</p>
<p>Gerekçeler ise &#8216;Göral&#8217;ın tarafsız ve devlete bağlı olmaması, öğrencilere Atatürk milliyetçiliğine bağlı hizmet bilinci, milli birlik ve beraberliği kuvvetlendirici irade gücü kazandıramayacağı&#8217;ydı. Radikal&#8217;in 8 Ekim 2009 tarihinde manşetine taşıdığı haberin ardından aynı üniversitenin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi&#8217;nden Yrd. Doç. Dr. Ergun Aydınoğlu&#8217;nun, 17 Ekim 2009&#8242;da Taraf Gazetesi&#8217;nde &#8216;Üniversiteler ve Kürt Sorunu&#8217; başlıklı bir yazısı yayımlandı. Aydınoğlu yazısında Göral&#8217;ın Kürt sorunun tartıştığı programdaki değerlendirmelerini derslerinde de işlediğini anlatarak, üniversitelerde akademik özgürlük olması gerektiği vurguladı. Aydınlıoğlu ayrıca, üniversitenin basında yer alan gerekçelerini de eleştirdi.</p>
<p>İki hafta önce de bu yazının faturasını kesildi. Aydınoğlu&#8217;na &#8216;Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği&#8217;nin 9g maddesinden soruşturma açıldığı&#8217; bildirildi. Maddede &#8216;Bilimsel tartışma ve açıklamalar dışında, yetkili olmadığı halde basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına resmi konularda bilgi veya demeç vermek&#8217; kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil olarak tanımlanıyor.</p>
<p>İşte soruşturulan yazı</p>
<p>Ergun Aydınlıoğlu&#8217;nun soruşturma açılmasına yol açan yazısı şöyle:</p>
<p>&#8220;&#8230; Göral&#8217;ın konuşmasını izleme imkânını buldum. O programda söylediklerini canlı bir şekilde dinledikten sonra gördüm ki, Göral&#8217;ın orada söyledikleri, benim yıllardır YTÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü&#8217;ndeki derslerimde öğrencilerime aktardığım değerlendirmelerden hiç de farklı değildi. Bu noktada belirtmem gerekir ki &#8216;Kürt sorunu&#8217;, &#8216;Türk Siyasal Hayatında Güncel Konular&#8217; başlıklı dersimin temel konularından birisidir ve dersin okuma metinleri arasında, Hamit Bozarslan, Handan Çağlayan, Mesut Yeğen ve başka akademisyenlerin Kürt sorunuyla ilgili yazıları bulunmaktadır. Gerek bu yazılarda gerekse kendi ders sunumlarımda, Göral&#8217;ın &#8216;problem yaratan&#8217; değerlendirmeleri, muhtemelen çok daha ayrıntılı ve net bir şekilde ortaya konmaktadır. Bir öğretim üyesi olarak bugüne kadar ben, üniversitede ders verme yetkinliğinin, akademik yeterlilikle açıklandığına ve ölçüldüğüne inanıyorum (ya da inanmak istiyorum.)&#8230; Görüldüğü gibi Göral&#8217;ın hak ettiği kadroya atanmamasında absürt bir durum vardır&#8230; Göral&#8217;ın başına gelenlerde sadece absürtlük ve adaletsizliği değil, aynı zamanda üniversitelerimizdeki boğucu antidemokratik ortamı da görmek gerek. Öte yandan bu dava vesilesiyle hazırlanan bir hukuki metinde kullanılan argümanlar ise, üniversite ve hukuk ortamımızdaki demokratik kültürün içler acısı halini de ortaya seriyor.</p>
<p>Kadrolaşma iddiaları da vardı</p>
<p>YTÜ, Sevgi Göral&#8217;ın yanı sıra, kadrolaşma iddiaları ve özellikle yazı ve söylemlerinde İslami vurgular yaptıkları belirtilen öğretim üyeleri haberleriyle de gündeme gelmişti.</p>
<p>Ergün hocanın yazısının tamamı <a href="http://berkbalcik.net/osg/?p=16">burada</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berkbalcik.net/osg/2010/01/02/ytude-savunma-da-yasak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Özgür Sevgi&#8217;den YTÜ&#8217;ye açık mektup</title>
		<link>http://berkbalcik.net/osg/2009/11/06/ozgur-sevgiden-ytuye-acik-mektup/</link>
		<comments>http://berkbalcik.net/osg/2009/11/06/ozgur-sevgiden-ytuye-acik-mektup/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Nov 2009 22:04:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Berk Balçık</dc:creator>
				<category><![CDATA[açıklama]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berkbalcik.net/osg/?p=59</guid>
		<description><![CDATA[6 Kasım 2009 günü Radikal gazetesinde yayınlanan, Özgür Sevgi Göral&#8217;ın YTÜ yönetimine açık mektubu.

Yıldız Teknik Üniversitesi&#8217;ne açık mektup
Siz YTÜ yönetimi, genç bir akademisyen adayına yapabileceğiniz bütün kötülükleri yapmış olmanıza rağmen sistematik olarak onu itibarsızlaştırmaya, damgalamaya ve lekelemeye çalışarak her şeyden önce çok büyük bir &#8216;ayıp&#8217; ediyorsunuz ve ben başıma ne gelirse gelsin böylesi &#8216;ayıp&#8217;lara şaşırmaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>6 Kasım 2009 günü Radikal gazetesinde yayınlanan, Özgür Sevgi Göral&#8217;ın YTÜ yönetimine açık mektubu.</p>
<div id="divAdnetKeyword2">
<p><strong>Yıldız Teknik Üniversitesi&#8217;ne açık mektup</strong></p>
<p>Siz YTÜ yönetimi, genç bir akademisyen adayına yapabileceğiniz bütün kötülükleri yapmış olmanıza rağmen sistematik olarak onu itibarsızlaştırmaya, damgalamaya ve lekelemeye çalışarak her şeyden önce çok büyük bir &#8216;ayıp&#8217; ediyorsunuz ve ben başıma ne gelirse gelsin böylesi &#8216;ayıp&#8217;lara şaşırmaya hâlâ devam ediyorum</p>
</div>
<p><script type="text/javascript">// <![CDATA[
            document.write();
// ]]&gt;</script>ÖZGÜR SEVGİ GÖRAL</p>
<div id="divAdnetKeyword3">
<p>Her şey bundan bir yıl önce başladı. Bundan bir yıl önce, saat ücretli olarak ders verdiğim Yıldız Teknik Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü’nde kadro açıldığını öğrendim. İyi bir teamül olarak bölümümüz kadroya atanacak adayları seçerken, bölümde çalışmış olmayı dikkate alıyordu. Zira üniversitenin zorunlu dersi ‘Toplumsal Yapılar Tarihsel Dönüşümler’i 5 ile 15 lira arasında değişen komik ücretlerle ve ilk altı ay sigortasız  çalışarak vermemizin sebebi hepimizin açılacak kadrolara bir gün atanma hayalimizdi.<span id="more-59"></span></p>
<p>Sonunda geçen sene kadro açıldı, başvurdum, 13.11.2008 tarihinde yapılan jürinin kararıyla bölümde kadrolu olmaya hak kazandım. Bu arada İ.Ü Siyasal Bilimler Fakültesi’ nde öğretim üyesi Sevgi Çubukçu’nun önerisiyle 21 Kasım 2008 tarihinde Sky Türk programında gerçekleştirilen Kan Uykusundan Uyanmak programına katıldım ve Kürt sorunu hakkında görüşlerimi açıkladım.</p>
<p><strong>Ceylan’ı da eklerdim</strong></p>
<p>Sonra önce dedikodulardan sonra da bizzat rektör yardımcısı Mehmet Ahlatçıoğlu’nun ağzından Sky Türk’te yaptığım açıklamalardan ötürü atamamın yapılmayacağını öğrendim. Neydi o açıklamalar? Kürt sorunun birtakım ‘dış mihrakların’ kışkırtmalarıyla yaratılmış, yapay bir sorun değil belli toplumsal nedenlere dayanan gerçek bir sorun olduğunu söyledim. Uğur Kaymaz’ın da bu memleketin  ‘muteber’ vatandaşlarıyla eşit vatandaşlık haklarına sahip olduğunu, onun 12 yaşındaki bedenindeki 13 kurşunun hepimizin sorunu olduğunu söyledim. Program şimdi olsaydı buna Lice’de hayatını kaybeden Ceylan Önkol’u da eklerdim, onun o gözlerini kocaman açmış fotoğrafını görünce içimin nasıl burkulduğunu, böyle örnekler yaşanırken kendi yaşadığım sorunu anlatmaktan bile utandığımı söylerdim.</p>
<p><strong>Dava süreci</strong></p>
<p>Uzatmayayım, bunun üzerine yapmamı pek de beklemedikleri bir şey yaptım, tuttum YTÜ’ye karşı dava açtım, hakkımı aramaya kalktım. Bizim gibi ‘genç akademisyen adaylarının’ hak hukuk mücadelesine girmesini pek beklemiyorlar. Nasıl olsa biz bu işe ihtiyacımız olduğu için, çok fazla afişe olmamak için, çok fazla afişe olursak başka yerlerde iş bulamayacağımız için, bize çok büyük haksızlıklar yapsalar da, sözleşmemizi yenilemeseler de, atamamızı yapmasalar da susarız diye düşünüyorlar. Bir adaletsizlik ve haksızlık çemberinin biz gençler için sonuna kadar döneceğine, güçlerinin buna yeteceğine inanıyorlar, malum güçleri neye yeterse, kural bu. Buna pek tahammül de etmediklerini 50d sürecinde mücadele eden meslektaşlarımın başlarına gelen soruşturmalardan biliyordum.</p>
<p><strong>Yetersizlik iddiaları</strong></p>
<p>Ama bu kadar büyük bir haksızlıkla karşılaşacağımı YTÜ’nün hakkımda açıkladığı basın açıklamasını görene kadar beklemezdim. Öncelikle atamamı üniversitenin resmi internet sitesinde yayımlayarak kendilerinin onayladıklarını hatırlatmak isterim. Sonrasında hakkımda iddia ettikleri ‘akademik yetersizlik’ iddialarını ispat etmekte biraz zorlanabileceklerini hatırlatmak isterim. ALES puanım düşük olduğu için ya da ÜDS puanım en düşükten 3.75 puan yüksek olduğu için beni almadıkları gibi gülünç gerekçeler ileri süren YTÜ yönetimi de biraz ciddiyete davet etmek isterim. ALES’ten almam gereken notu aldım ve kadroya atama yapılırken dikkate alınacak tek kriter ALES notu gibi YÖK’e has sui generis kriterler değildir.</p>
<p>ÜDS sınavına gelince Boğaziçi Üniversitesi Atatürk İlkeleri Enstitüsü’nde aldığım yüksek lisans eğitimi sayesinde İngilizce’de, Saint-Joseph Lisesi’ndeki eğitimim ve EHESS’te devam ettiğim doktoram nedeniyle Fransızca’da yayımlanmış çevirileri olan birisi olarak her tür dil kriterinden yeninden geçirilmeye hazır olduğumu belirteyim. El yazısı okuyamam, abartı olmasın, ama matbu metinleri rahatlıkla okuyacak seviyede Osmanlıca’mın olduğunu da dil bahsi açılmışken ekleyeyim.</p>
<p>YTÜ’nün savunmasında hiç geçmeyen ama benim hakemli dergilerde yayımlanmış yazılarım, kitap eleştirilerim gibi yayınlarımın da atamam için bol miktarda ‘pozitif kriter’ sunduğuna inanıyorum. Basın açıklamasında YTÜ, hakkımda Taha Kıvanç’ın yazdığı yazıdan yola çıkarak ‘doktor’ olmadığımı vurgulama gereğini hissetmiş. Bu kadroya atanmak için doktor olma koşulu yoktur, kaldı ki ne basına durumumu anlatırken ne de başka herhangi bir yerde doktor olduğumu hiç söylemedim. İstanbul Barosu’na kayıtlı bir avukat olduğumu söylemediğim gibi tuhaf bir gerekçe de var, öncelikle hukuk okumuş olmayı kendim için bir zenginlik olarak değerlendiriyorum. Avukat olduğumu da hem o zamanki bölüm başkanımız Ayşegül Baykan hem de baroya kayıt sürecinde bir usulsüzlük olmaması için sigorta kayıtlarından beni çıkaran Fen Edebiyat Fakültesi bölüm sekreteri Kutluhan Erol çok iyi biliyorlar. Kaldı ki, YTÜ’nün kendi yaptığı haksızlığı örtmek için, beni kendimi sürekli anlatmak ve ispat etmek zorunda bırakması bir yana, beni seçmekten hiçbir özel ya da kişisel çıkarı olmayan jüri üyelerimi töhmet altında bırakmasını son derece ahlak dışı buluyorum.</p>
<p><strong>Yargı beklenmeliydi</strong></p>
<p>YTÜ’de atamamın yapılmamasının sebebinin açıkladığım görüşlerim olmadığını kendilerinin akademik özgürlüğe inandıklarını söylemişler basın açıklamalarında. O halde değerli YTÜ yöneticileri keşke açtığım davada yaptığınız savunmayı benim ‘Atatürk ilkeleri ve inkılâplarına uygun’ ders veremeyecek nitelikte olduğuma dayandırmasaydınız. Keşke beni desteklemek için yazı yazanlara kızmak ya da hakkımda gerçek olmayan şaibeler üretmeye çalışmak yerine en azından yargı sürecinin sonucunu bekleseydiniz.</p>
<p>Tüm bunlar boşuna; çünkü yargı yoluyla, akademik kuruluşlar yoluyla, uluslararası insan hakları kurumları yoluyla hakkımı sonuna kadar arayacağım, tüm bu yaptıklarınız bu konudaki kararlığımı arttırmaktan başka hiçbir işe yaramıyor. Çünkü aslında dekanlık, rektörlük, hatta YTÜ’nün bahçesinde dolaşan köpekler bile benim siyasi görüşlerimi açıkladığım için bu kadroya atanmadığımı ve bunun hakka, hukuka, adalete ve vicdana uygun olmadığı hakikatini biliyor.</p>
<p>Çünkü sizin bir yıl önce yapmadığınız bu atama yüzünden, tam da tezimi yazma aşamasında işsiz kalmış, hayatını kazanmak için haftada dört gün avukatlık yapan ve kalan günlerde teze çalışan bir akademisyen adayı olarak hayattaki en önemli şeyin bu hakikat duygusuna uygun yaşamak olduğunu biliyorum. Çünkü bu hakikat duygusu, aldığım sınırlı sayıdaki küfür ve tehdit mailleri bir yana, benzer güzel şeylere inanan binlerce insanın yazdığı muazzam dayanışma içeren satırlarında da fazlasıyla mevcuttu.</p>
<p>Çünkü siz YTÜ yönetimi, genç bir akademisyen adayına yapabileceğiniz bütün kötülükleri yapmış olmanıza rağmen sistematik olarak onu itibarsızlaştırmaya, damgalamaya ve lekelemeye çalışarak her şeyden önce çok büyük bir ‘ayıp’ ediyorsunuz ve ben başıma ne gelirse gelsin böylesi ‘ayıp’lara şaşırmaya hâlâ devam ediyorum. Sizi hiçbir akademik ve siyasi ahlaka sığmayan bu tavrınızı terk etmeye ve taşıdığınız isme, ‘üniversite’ye yakışır bir vakarla hareket etmeye davet ediyorum.</p>
<p><strong><em>Özgür Sevgi Göral: Eski YTÜ öğretim üyesi-EHESS doktora öğrencisi</em></strong></p>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berkbalcik.net/osg/2009/11/06/ozgur-sevgiden-ytuye-acik-mektup/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ergun Aydınoğlu&#8217;nun yazısı</title>
		<link>http://berkbalcik.net/osg/2009/10/17/ergun-aydinoglunun-yazisi-17-10-2009/</link>
		<comments>http://berkbalcik.net/osg/2009/10/17/ergun-aydinoglunun-yazisi-17-10-2009/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 2009 04:01:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Berk Balçık</dc:creator>
				<category><![CDATA[makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berkbalcik.net/osg/?p=16</guid>
		<description><![CDATA[Ergun Aydınoğlu&#8217;nun 17 Ekim 2009 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlanan köşe yazısı: 
Kürt sorunu ve üniversiteler
Geçen haftaların gazetelerinde, Özgür Sevgi Göral’ın Yıldız Teknik Üniversitesi’ndeki atamasının siyasal gerekçelerle geri çevrilmesi üzerine haberler yer aldı.
Geçen haftaların gazetelerinde, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde yaşanan ilginç bir akademik atama (ya da atanmama) hikâyesi yer aldı. Haberler, bu üniversitenin İnsan ve Toplum Bilimleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ergun Aydınoğlu&#8217;nun<strong> </strong>17 Ekim 2009 tarihinde Taraf gazetesinde yayınlanan <a href="http://taraf.com.tr/haber/42343.htm">köşe yazısı</a>:<strong> </strong></p>
<p><strong>Kürt sorunu ve üniversiteler</strong></p>
<p>Geçen haftaların gazetelerinde, Özgür Sevgi Göral’ın Yıldız Teknik Üniversitesi’ndeki atamasının siyasal gerekçelerle geri çevrilmesi üzerine haberler yer aldı.</p>
<p>Geçen haftaların gazetelerinde, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde yaşanan ilginç bir akademik atama (ya da atanmama) hikâyesi yer aldı. Haberler, bu üniversitenin İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü’ne öğretim görevlisi olmak üzere başvuran Özgür Sevgi Göral’ın atamasının, siyasal gerekçelerle reddedilişi üzerineydi. Söz konusu siyasal gerekçeler ise, Göral’ın bir televizyon programında açıkladığı Kürt sorununa ilişkin görüşleriyle bağlantılıydı. <span id="more-16"></span><br />
Gazetelerde bunları okuduktan sonra, sorunu daha iyi anlayabilmek için Göral’ın söz konusu televizyon programında tam olarak neler söylediği ve bu konuda Danıştay’da açılan davaya YTÜ Hukuk Müşavirliği’nin gönderdiği savunma hakkında daha fazla bilgi edinmek istedim. Kısa bir araştırmayla, yakınlarda internete konmuş bir videoda Göral’ın konuşmasını izleme imkânını buldum (<a href="http://www.facebook.com/video/video.php?v=149852467478&amp;ref=nf">video için tıklayın</a>). O programda söylediklerini canlı bir şekilde dinledikten sonra gördüm ki, Göral’ın orada söyledikleri, benim yıllardır YTÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’ndeki derslerimde öğrencilerime aktardığım değerlendirmelerden hiç de farklı değildi. Bu noktada belirtmem gerekir ki “Kürt sorunu”, “Türk Siyasal Hayatında Güncel Konular” başlıklı dersimin temel konularından birisidir ve dersin okuma metinleri arasında, Hamit Bozarslan, Handan Çağlayan, Mesut Yeğen ve başka akademisyenlerin Kürt sorunuyla ilgili yazıları bulunmaktadır. Gerek bu yazılarda gerekse kendi ders sunumlarımda, Göral’ın “problem yaratan” değerlendirmeleri, muhtemelen çok daha ayrıntılı ve net bir şekilde ortaya konmaktadır.</p>
<p>Bir öğretim üyesi olarak bugüne kadar ben, üniversitede ders verme yetkinliğinin, akademik yeterlilikle açıklandığına ve ölçüldüğüne inanıyorum (ya da inanmak istiyorum.) Totaliter bir rejim altında yaşadığımı düşünmediğim için de, derslerimde Göral’ın televizyonda söylediklerine benzer görüşleri dile getirmekten çekinmedim. Görüşlerimi açıklarken tüm kaygım, onları yeterli bilgi ve kendimce tutarlı argümanlarla sunabilmek ve –kendi görüşlerim de dahil olmak üzere tüm bu konularda- öğrencilerin sorgulayıcılığını geliştirebilmekti.</p>
<p>Görüldüğü gibi Göral’ın hak ettiği kadroya atanmamasında absürt bir durum vardır. Bir üniversite öğretim üyesinin (belki de aynı üniversitede çalışan pek çok başka hocanın) öğrencilerine hiç çekinmeden ilettikleri görüşler, bir başka akademisyenin göreve atanmasında engel teşkil etmekte. Bu absürtlüğü gidermenin iki yolu var gibi gözüküyor: Göral’ın hak ettiği kadroya atanması, ya da derslerde benzer görüşleri beyan eden benim gibi öğretim üyelerinin görevlerine son verilmesi.</p>
<p>Yükseköğretimin “amacı”</p>
<p>YTÜ Hukuk Müşavirliği’nin Danıştay’a ilettiği savunma, bu sorunun anlaşılması için neredeyse her şeyi sunmakta. Üniversite Hukuk Müşavirliği, yürütmeyi durdurma talebine itirazını, “2547 Sayılı Yüksek Öğretim Kanunu’nun 4. maddesi ve 5. maddesinin a ve b bentleri”ne dayandırmaya çalışmış. Bu maddelerde “Yükseköğretimin amacı”, diğer şeyler yanında “ATATÜRK inkılâpları ve ilkeleri doğrultusunda ATATÜRK milliyetçiliğine bağlı (&#8230;) vatandaşlar yetiştirmek” olarak belirlenmekte. Bu belirlemeden hareketle YTÜ Hukuk Müşavirliği gerekçesini şöyle formüle ediyor: “Söz konusu maddeler üstelik davacının görevi açısından da oldukça bağımlı bir niteliktedir. Davacı, söz konusu kadroya atandığı takdirde üniversitemizde hepimizin bildiği ‘Atatürk Devrimi ve İnkılâp Tarihi’ dersini anlatacaktır. Oysaki davacının söz konusu programdaki beyanları, davacının belirtilen kanun çerçevesinde bu dersi anlatamayacağını açıkça gözler önüne sermektedir. Bir an için davacının bu dersi kanunun öngördüğü şekilde anlatabileceğini varsaysak bile davacının bu anlatımında dürüst ve samimi olamayacağı çok açıktır.”</p>
<p>Akademisyenin özgürlüğü</p>
<p>Bu satırlar, ülkemiz üniversite ortamında “üniversite”den ve “akademik özgürlük”ten ne anlaşıldığını açık bir şekilde ortaya koymakta. YTÜ Hukuk Müşavirliği’ne göre, üniversitede verilen derslerin “şekli”, “2547 Sayılı Yüksek Öğretim Kanunu’nun 4. ve 5. maddesinin a ve b bentleri” tarafından belirlenmektedir.</p>
<p>O nedenle de üniversite yönetiminin, kimi hocaların “dürüst ve samimi” olmayan bir yaklaşımla kendilerini bu “şekle” uydurmaya kalkışmaları konusunda uyanık olma hakkı vardır. Dolayısıyla eğer “dürüstlük ve samimilik” konusunda bir kuşku doğarsa, söz konusu hocaların atamaları engellenebilir.</p>
<p>Bu gerekçeyi kaleme alan Hukuk Müşavirliği, belli ki üniversite atamalarında temel ölçünün akademik yeterlilik olduğunu bilmemekte; dahası, bu konuda “dürüstlük ve samimiyet” gibi muğlâk bir kriterin ancak totaliter rejimlerde mümkün olabileceğinden de habersiz görünmekte. Ama işte bu habersizliğe rağmen, temel argümanını böylesi bir “sübjektif kriter” üzerine temellendirmekten çekinmemiş. Peki, bu “dürüstlük ve samimiyet” nasıl ölçülebilir ya da belirlenebilir? Hukuk Müşavirliği’nin yazısında bu konuda hiçbir açıklama yok. Söylenenlerin de kriter ölçümü ile bir ilgisi yok. Çünkü sözü edilen televizyon konuşmasında ileri sürülen görüşler, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suç teşkil etmemekte. En az bunun kadar önemli olan bir diğer şey de, yukarıda açık bir şekilde belirttiğim üzere, benzer görüşler aynı üniversitenin başka hocaları tarafından da beyan edilmektedir. Bu durumda “dürüstlük ve samimiyet” kriterinin nasıl belirlenebileceği sorusu cevap beklemekte. Aklı başında herkes kabul eder ki bu sorunun kırk değişik cevabı yoktur. 12 Eylül rejiminde, dünün Nazi Almanya’sı ya da Stalin Rusya’sında veya günümüz Çin’inde, ya da İran’ında, üniversite hocalarının “dürüstlük ve samimiyet”lerini tespitin tek bir yolu vardı ve vardır: Polis raporlarının dikkate alınması.</p>
<p>İlginç bir şekilde “polis raporları”, Göral’la ilgili haberlerde de geçmekte.</p>
<p>Sonuç olarak Göral’ın başına gelenlerde sadece absürtlük ve adaletsizliği değil, aynı zamanda üniversitelerimizdeki boğucu antidemokratik ortamı da görmek gerek. Öte yandan bu dava vesilesiyle hazırlanan bir hukuki metinde kullanılan argümanlar ise, üniversite ve hukuk ortamımızdaki demokratik kültürün içler acısı halini de ortaya seriyor.</p>
<p>* Yrd. Doç, Yıldız Teknik Üniversitesi / ergunaydinoglu@gmail.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berkbalcik.net/osg/2009/10/17/ergun-aydinoglunun-yazisi-17-10-2009/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rektörlük&#8217;ün açıklamasıyla ilgili Radikal&#8217;in haberi</title>
		<link>http://berkbalcik.net/osg/2009/10/15/rektorlukun-aciklamasiyla-ilgili-radikalin-haberi-15-10-2009/</link>
		<comments>http://berkbalcik.net/osg/2009/10/15/rektorlukun-aciklamasiyla-ilgili-radikalin-haberi-15-10-2009/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2009 04:41:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Berk Balçık</dc:creator>
				<category><![CDATA[açıklama]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berkbalcik.net/osg/?p=14</guid>
		<description><![CDATA[15 Ekim 2009 tarihli Radikal gazetesinde, YTÜ Rektörlüğü&#8217;nün açıklamasıyla ilgili olarak çıkan haber:
YTÜ&#8217;den Göral için özgürlükçü savunma!
Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ), sözleşmeli öğretim görevlisi olarak çalışırken bir TV programında Kürt sorunuyla ilgili görüşlerini açıkladığı için kadrosuna atanmayan Özgür Sevgi Göral’la ilgili işlemi savunurken, “Üniversiteler karşıt fikirlere tahammül etme alanıdır” dedi. YTÜ’den yapılan yazılı açıklamada Göral’ın diğer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>15 Ekim 2009 tarihli Radikal gazetesinde, YTÜ Rektörlüğü&#8217;nün açıklamasıyla ilgili olarak çıkan <a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalHaberDetay&amp;ArticleID=959274&amp;Date=15.10.2009&amp;CategoryID=97">haber</a>:</p>
<p><strong>YTÜ&#8217;den Göral için özgürlükçü savunma!</strong></p>
<p>Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ), sözleşmeli öğretim görevlisi olarak çalışırken bir TV programında Kürt sorunuyla ilgili görüşlerini açıkladığı için kadrosuna atanmayan Özgür Sevgi Göral’la ilgili işlemi savunurken, “Üniversiteler karşıt fikirlere tahammül etme alanıdır” dedi. YTÜ’den yapılan yazılı açıklamada Göral’ın diğer adaylar arasında en düşük puanları alan kişi olduğu anlatılarak, “Üniversiteler kişilerin fikir üretme, bunları savunma ve karşıt fikirlere tahammül etme alanıdır. Bu gerçeğe en başta inanmış bir eğitim kurumu olarak düşüncesini özgürce savunan bir kişiye tavır almamız ve buna göre değerlendirme yapmamız söz konusu olamaz” denildi. (Radikal)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berkbalcik.net/osg/2009/10/15/rektorlukun-aciklamasiyla-ilgili-radikalin-haberi-15-10-2009/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YTÜ Rektörlüğü&#8217;nün açıklaması</title>
		<link>http://berkbalcik.net/osg/2009/10/15/ytu-rektorlugunun-aciklamasi-15-10-2009/</link>
		<comments>http://berkbalcik.net/osg/2009/10/15/ytu-rektorlugunun-aciklamasi-15-10-2009/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 2009 04:04:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Berk Balçık</dc:creator>
				<category><![CDATA[açıklama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berkbalcik.net/osg/?p=13</guid>
		<description><![CDATA[Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörlüğü&#8217;nden 15 Ekim 2009 tarihinde YTÜ&#8217;nün internet sitesinde ana sayfadan yayınlanan daha sonra da sitenin derinliklerine gizlenen açıklama:
Duyuru
Bazı medya organlarımızda yapılan haber ve yorumlarda Sayın Özgür Sevgi GÖRAL’ın üniversite yönetimi tarafından atama işleminin yapılmamasına gerekçe olarak Sayın GÖRAL’ın bir televizyon programında yaptığı açıklamalar gösterilmektedir.
Üniversiteler kişilerin fikir üretme, bunları savunma ve karşıt fikirlere tahammül [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörlüğü&#8217;nden 15 Ekim 2009 tarihinde YTÜ&#8217;nün internet sitesinde ana sayfadan yayınlanan daha sonra da sitenin derinliklerine gizlenen <a href="http://www.uzem.yildiz.edu.tr/ytuson/sys/admin/announcement/img/DUYURU-2.doc%20">açıklama</a>:</p>
<p><strong>Duyuru</strong></p>
<p>Bazı medya organlarımızda yapılan haber ve yorumlarda Sayın Özgür Sevgi GÖRAL’ın üniversite yönetimi tarafından atama işleminin yapılmamasına gerekçe olarak Sayın GÖRAL’ın bir televizyon programında yaptığı açıklamalar gösterilmektedir.</p>
<p>Üniversiteler kişilerin fikir üretme, bunları savunma ve karşıt fikirlere tahammül etme alanlarıdır. Bu gerçeğe en başta inanmış bir eğitim kurumu olarak düşüncesini özgürce savunan bir kişiye karşı tavır almamız ve buna göre değerlendirme yapmamız söz konusu bile olamaz.<br />
<a name="more"></a><br />
Kaldı ki Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşların ifade özgürlüklerinin çerçevesi Anayasamızda çizilmiştir.</p>
<p>Sayın Özgür Sevgi GÖRAL’ın atama işleminin yapılmamasının nedeni, ilgili kadroya yapılan müracaatların değerlendirilmesinde görülen eksikliklerdir.</p>
<p>Mülakata giren adaylar arasında en düşük ALES puanına sahip aday Sayın GÖRAL’dır. Not ortalaması en düşük adayımız yine Özgür Sevgi GÖRAL’dır. Sayın GÖRAL’ın Yabancı Dil Sınav Puanı da en düşük puandan sadece 3.75 fazladır.</p>
<p>Rektörlüğümüz diğer adayların beceri ve yeteneklerinin yeteri kadar iyi değerlendirilmediği kanısına varmıştır.</p>
<p>Ayrıca Sayın GÖRAL’ın “Doktorluk” gibi herhangi bir akademik unvanı bulunmamaktadır. Kendisi İstanbul Barosu’na kayıtlı bir Avukat olduğunu da bildirmemiştir.</p>
<p>Yayınlanan haberlere konu olan işlemlerle ilgili olarak İstanbul 10. İdare Mahkemesi’nde zaten dava açılmış ve üniversitemiz yönetimi bütün bilgi ve belgeleri Yüce Mahkeme’ye sunmuştur.</p>
<p>Dolayısıyla takdir Yüce Türk Mahkemelerinindir.</p>
<p>Kamuoyunun ve Değerli Medya Organlarımızın bilgisine sunulur.</p>
<p>Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörlüğü</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berkbalcik.net/osg/2009/10/15/ytu-rektorlugunun-aciklamasi-15-10-2009/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eğitim-Sen&#8217;in açıklaması</title>
		<link>http://berkbalcik.net/osg/2009/10/10/egitim-senin-aciklamasi-10-10-2009/</link>
		<comments>http://berkbalcik.net/osg/2009/10/10/egitim-senin-aciklamasi-10-10-2009/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Oct 2009 04:29:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Berk Balçık</dc:creator>
				<category><![CDATA[açıklama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berkbalcik.net/osg/?p=11</guid>
		<description><![CDATA[Eğitim-Sen&#8217;in 10 Ekim 2009 tarihinde yaptığı açıklama:
Özgür Sevgi Göral’ın Atanmaması İktidarın Gölgesinin Bilimsel Özgürlük Üzerine Düşmesidir
 
Genel Sekreterimiz  Mehmet Bozgeyik’in yaptığı “Özgür Sevgi Göral’ın Atanmaması İktidarın Gölgesinin Bilimsel Özgürlük Üzerine Düşmesidir” başlıklı basın açıklamasıdır.
Bugün Türkiye’de bilim insanlarının düşüncelerini çekinmeden ifade ederek akademik faaliyetlerini özgür bir biçimde yürütebilmelerinin önünde ciddi engeller bulunmaktadır. Çünkü YÖK’ün merkezinde yer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eğitim-Sen&#8217;in 10 Ekim 2009 tarihinde yaptığı <a href="http://www.egitimsen.org.tr/index.php?yazi=2059">açıklama</a>:</p>
<p><strong>Özgür Sevgi Göral’ın Atanmaması İktidarın Gölgesinin Bilimsel Özgürlük Üzerine Düşmesidir</strong><br />
<strong> </strong><br />
Genel Sekreterimiz  Mehmet Bozgeyik’in yaptığı “Özgür Sevgi Göral’ın Atanmaması İktidarın Gölgesinin Bilimsel Özgürlük Üzerine Düşmesidir” başlıklı basın açıklamasıdır.</p>
<p>Bugün Türkiye’de bilim insanlarının düşüncelerini çekinmeden ifade ederek akademik faaliyetlerini özgür bir biçimde yürütebilmelerinin önünde ciddi engeller bulunmaktadır. Çünkü YÖK’ün merkezinde yer aldığı Türkiye üniversite sistemi her türlü eleştirel/muhalif sesi kesmek üzere kurgulanmıştır. Dolayısıyla gerek siyasal iktidar temsilcilerinin gerekse üniversite yönetimlerinin her akademik yıl açılışında ağızlarında sakız gibi çiğnedikleri “bilimsel özgürlük”, bir masaldan ibarettir. Resmi/egemen ideolojiyi ve muktedirlerin siyasetlerini açıktan eleştiren, sorgulayan yahut onlara itiraz eden herhangi bir bilim insanının üniversitede barınması mümkün değildir.<span id="more-11"></span><br />
Türkiye üniversite tarihi, aynı zamanda üniversiteye müdahalelerin de tarihidir. Dün resmi/egemen ideolojiye biat etmedikleri için DTCF’de Pertev Naili Boratav’ı, Niyazi Berkez’i, Behice Boran’ı üniversiteden uzaklaştıran; daha sonra Demokrat Parti döneminde akademisyenler üzerinde baskılar kuran ve 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül gibi her askeri darbede üniversitede tasfiyelere girişen zihniyet, bugün yine işbaşındadır. Kürt sorununu ele alındığı bir televizyon programında ileri sürdüğü görüşler nedeniyle akademisyen Özgür Sevgi Göral, daha önce sözleşmeli olarak ders verdiği Yıldız Teknik Üniversitesi’nde açılan öğretim üyesi kadrosu sınavını kazanmasına rağmen, “devlet memurlarının hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda bulunamayacakları” gerekçesiyle atanmamıştır. Oysa ki bilim insanları ne devletin sıradan bir memuru ne de resmi/egemen ideolojinin sözcüsüdür. Bilim insanının görevi görüntünün ardındaki hakikati ortaya koymaktır, yoksa bir yerlerden birilerinden aldığı emirle kaleme sarılmak değil.</p>
<p>Tabi bu arada her dönemde olduğu gibi bu dönemde de durumdan vazife çıkaran üniversite yöneticileri karşımıza çıkmaktadır. Nitekim Gazi Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Rıza Ayhan, çağdaş dünyanın artık temel bir insan hakkı olarak kabul ettiği anadilinde eğitim ve öğretim hakkına karşı çıkabilmekte; bunu söylerken anayasanın amir hükümlerinden dem vurabilmektedir. Evrensel değerlere bu derece düşmanca bir tutumu çağdaş bir dünya ülkesinde herhangi bir üniversite yöneticisinin gösterebilmesi mümkün değildir.</p>
<p>Özgür bilimin ve özerk-demokratik üniversite talebinin savunucusu olan Eğitim Sen, Özgür Sevgi Göral’ın şahsında akademik özgürlüğe yapılan müdahalelere karşı mücadelesini sürdürecektir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berkbalcik.net/osg/2009/10/10/egitim-senin-aciklamasi-10-10-2009/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öymen&#8217;den Özgür Sevgi&#8217;ye destek</title>
		<link>http://berkbalcik.net/osg/2009/10/09/oymenden-ozgur-sevgiye-destek-radikal-09-10-2009/</link>
		<comments>http://berkbalcik.net/osg/2009/10/09/oymenden-ozgur-sevgiye-destek-radikal-09-10-2009/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Oct 2009 04:43:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Berk Balçık</dc:creator>
				<category><![CDATA[haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berkbalcik.net/osg/?p=10</guid>
		<description><![CDATA[Radikal gazetesinde 9 Ekim 2009 tarihinde Umay Aktaş Salman imzasıyla yayınlanan haber:
Akademisyen Göral&#8217;a tartıştığı Öymen&#8217;den destek
CHP’li Öymen: Düşünce özgürlüğüne saygılıyız.
Özgür Sevgi Göral’a hak ettiği kadro verilmedi.
Özel bir TV’deki tartışma programında dile getirdiği Kürt sorunuyla ilgili görüşleri yüzünden hak ettiği kadroya atanmayan Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) öğretim görevlisi Özgür Sevgi Göral’a, aynı programda tartıştığı CHP Genel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Radikal gazetesinde 9 Ekim 2009 tarihinde Umay Aktaş Salman imzasıyla yayınlanan <a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalHaberDetay&amp;ArticleID=958297&amp;Date=9.10.2009&amp;CategoryID=97">haber</a>:</p>
<p><strong>Akademisyen Göral&#8217;a tartıştığı Öymen&#8217;den destek</strong><br />
CHP’li Öymen: Düşünce özgürlüğüne saygılıyız.</p>
<p>Özgür Sevgi Göral’a hak ettiği kadro verilmedi.</p>
<p>Özel bir TV’deki tartışma programında dile getirdiği Kürt sorunuyla ilgili görüşleri yüzünden hak ettiği kadroya atanmayan Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) öğretim görevlisi Özgür Sevgi Göral’a, aynı programda tartıştığı CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’den destek geldi. Öymen “Kişiye düşünceleri nedeniyle mesleki alanlarda kısıtlama getirilmemeli” dedi.<span id="more-10"></span></p>
<p>Geçen yıl 21 Kasım’da Sky Türk televizyonunda yayımlanan, ‘Kan Uykusundan Uyanmak’ isimli programa Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, DTP Milletvekili Hasip Kaplan, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, Marksist yazar Sungur Savran, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’ndan Ali Nihat Özcan ve Göral katılmıştı.</p>
<p>Programda Göral, Öymen’le tartışmış ve CHP’nin Kürt sorunuyla ilgili politikalarını eleştirmişti. Bu program, daha sonra, Göral’ın sınavı kazandığı halde hak ettiği kadroya atanmamasının gerekçelerinden biri sayılmıştı. Öymen’in yanı sıra aynı programda Kürt sorunu hakkında görüş belirten diğer akademisyen ve siyasetçiler, Göral’a yönelik bu uygulamaya tepki gösterdi.</p>
<p>Onur Öymen: “Düşünce özgürlüğüne saygılıyız. Gayet tabi farklı görüşler dile getirilecek. Bu gerekçeyle ataması yapılmamışsa tepki gösteririz. Kendi görüşümüzden olmayan insanların düşüncelerini de savunmalarını destekleriz. Üniversitedeki kişileri diğer devlet memurları gibi göremeyiz. Kaldı ki, onların da görüşlerini açıklama özgürlüğü olmalı.”</p>
<p>Hasip Kaplan: “Hassas bir konuda konuştuğu için öğretim üyeliği engelleniyor.  O program çok düzeyli bir programdı. O zaman İçişleri Bakanlığı’na Kürt sorunu ile igili görüş bildiren herkesi cezalandırmak mümkün.”</p>
<p>İbrahim Kaboğlu: “Göral’ın görüşleri kamu düzeni bakımından tehlikeli olsa adli koğuşturmaya tabi tutulurdu. Dava, farklı görüş nedeniyle kamu hizmetine girişte eşitlik ilkesinin uygulanmadığı, ayrımcılığa uğradığı noktasında inşa edilebilir. Üniversite mekânı fikirlerin sorgunlanması ile öğretimin yürütüldüğü, bilim ve araştırma özgürlüğünün kullanıldığı mekândır. Farklı düşünceler savunulmayacaksa, bunu gerekçe gösterebilen zihniyetin sorgulanması gerekir.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berkbalcik.net/osg/2009/10/09/oymenden-ozgur-sevgiye-destek-radikal-09-10-2009/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İhsan Dağı&#8217;nın köşe yazısı</title>
		<link>http://berkbalcik.net/osg/2009/10/09/ihsan-daginin-kose-yazisi-09-10-2009/</link>
		<comments>http://berkbalcik.net/osg/2009/10/09/ihsan-daginin-kose-yazisi-09-10-2009/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Oct 2009 03:55:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Berk Balçık</dc:creator>
				<category><![CDATA[makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berkbalcik.net/osg/?p=9</guid>
		<description><![CDATA[İhsan Dağı&#8217;nın 9 Ekim 2009 tarihinde Zaman gazetesinde yayınlanan köşe yazısı:

Üniversite ne zaman özgür olacak? 
12 Eylül çoktan mevta oldu sanıyor bazılarımız; ama o, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu&#8217;nda yaşıyor. Ülkedeki değişimi, demokratikleşme sürecini görmeyenlerin, anlamayanların uygulamalarıyla yaşıyor.
Dün Radikal&#8217;in manşetten verdiği haber hakikaten doğruysa 12 Eylül ruhunun dimdik ayakta olduğunun ispatıdır. Ve çok acıdır bu; düşünce [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İhsan Dağı&#8217;nın 9 Ekim 2009 tarihinde Zaman gazetesinde yayınlanan <a href="http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=901063">köşe yazısı</a>:<strong><br />
</strong></p>
<p><strong>Üniversite ne zaman özgür olacak? </strong></p>
<p>12 Eylül çoktan mevta oldu sanıyor bazılarımız; ama o, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu&#8217;nda yaşıyor. Ülkedeki değişimi, demokratikleşme sürecini görmeyenlerin, anlamayanların uygulamalarıyla yaşıyor.<br />
Dün Radikal&#8217;in manşetten verdiği haber hakikaten doğruysa 12 Eylül ruhunun dimdik ayakta olduğunun ispatıdır. Ve çok acıdır bu; düşünce ve ifade özgürlüğü adına değil sadece, üniversitelerimiz ve üniversiteleri yönetenler adına da acı bir durumdur.</p>
<p>Özgür Sevgi Göral, Yıldız Teknik Üniversitesi&#8217;nin sınavına girip başarılı olduğu öğretim görevlisi kadrosuna atanmamış. Gerekçe; katıldığı bir TV programında dile getirdiği görüşleri. Böyle bir şeyin olabileceğine inanamıyorum. Birileri Göral&#8217;ın görüşlerini &#8216;zararlı&#8217; ve yükseköğrenimin amaçlarına aykırı bulmuş. Göral&#8217;ın idare mahkemesine açtığı yürütmenin durdurulması davasında YTÜ, söz konusu kişinin &#8216;o programdaki beyanları nedeniyle ders anlatamayacağını ve kadroya layık olmadığı&#8217;nı öne süren bir savunma yapmış. Dayanak da 2547 sayılı Yükseköğretim Yasası&#8217;ymış. Çünkü bu yasa; &#8216;Yükseköğretimin amacı öğrencilere Atatürk milliyetçiliğine bağlı, hizmet bilinci, milli birlik ve beraberliği kuvvetlendirici irade gücü kazandırmaktır&#8217; diyormuş.<span id="more-9"></span></p>
<p>Ayrıca mahkemeye gönderdiği savunmada YTÜ, 687 sayılı kanunun &#8216;devlet memurları hiçbir şekilde siyasî ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde bulunamaz ve bu eylemlere katılamaz&#8217; hükmünü hatırlatmış.</p>
<p>Bu haber hakikaten doğru mu? Bir öğretim üyesinin atanması kamuoyuna açıkladığı görüşlerinden dolayı, ama &#8216;mevzuat gereği&#8217; engellenmiş midir?</p>
<p>Ben inanmak istemiyorum böyle bir yorumun, uygulamanın olabileceğine.</p>
<p>Ülkenin Başbakan&#8217;ı çıkıp aynı üniversitede, &#8216;Farklı düşünceler zenginliktir. Bunlar tartışılarak, çatıştırılarak, müzakere edilerek &#8216;hakikat güneşi&#8217; bulunur. Tek sesliliği, tek renkliliği, tek tipi dayatanların ülkemize de insanımıza da eğitim kalitemize de ne kadar zarar verdiğini gördük.&#8217; diyor, ama &#8216;aydınlanmış&#8217; profesörlerin yönettiği üniversitede öğretim elemanları düşüncelerine göre atanıyor veya atanmıyor.</p>
<p>Toplumun ve siyasetin gerisinde kalan bir tablo karşısındayız. Özgürlüğün, özgünlüğün ve özerkliğin önderliğini üniversitenin yapmasını beklemekle galiba hata yapıyoruz.</p>
<p>Bu yapılanı kimse &#8216;bay mevzuat&#8217;a başvurarak haklılaştırmaya çalışamaz. Mevzuat dedikleri, darbe hukukundan başka bir şey değil, daha doğrusu hukuksuzluğundan. Üniversitelerde özgürlüğü esas almak yerine hâlâ darbe rejiminin ruhunu esas alan işler yapılıyorsa, bilinsin ki bu &#8216;zamanın ruhu&#8217;na terstir.</p>
<p>Bu uygulama gerçekse, Başbakan Erdoğan üniversiteye göre çok daha özgürlükçü bir noktada duruyor demektir. Üniversite nasıl toplumun ve siyasetin gerisinde kalabilir ve hâlâ orada durabilir?</p>
<p>Bu durumda Başbakan, bürokrasinin başındakilere &#8216;faşistleşme&#8217; imkânı veren yasalardan üniversiteleri kurtarmak zorundadır. &#8216;Açılım&#8217;ı üniversiteye de taşımalıdır, çünkü &#8216;açılım felsefesi&#8217;nin gerisinde kalan bir üniversite &#8216;çağ&#8217;dan da &#8216;toplum&#8217;dan da kopar.</p>
<p>Tanıdığım YÖK Başkanı, Profesör Yusuf Ziya Özcan özgürlükçüdür. Üniversitenin ayrımcılıkla anılmasından rahatsızlık duyar. Sadece başörtüsü ayrımcılığından değil, düşüncelere ve kimliklere uygulanan ayrımcılıktan da&#8230;</p>
<p>Üniversite, farklılıkların bir arada yaşadığı &#8216;evrensel şehir&#8217;dir. Önceki yıl beş bine yakın öğretim üyesinin altına imza attığı &#8216;Üniversitede Özgürlüğe Evet&#8217; bildirisinde ne demiştik:</p>
<p>&#8220;Öğretim üyeleri olarak bizler&#8230; üniversitelerin düşünce, ifade, din ve inanç özgürlükleri ile eğitim ve öğretim gibi en temel insan hakları karşısında yasakçı değil, özgürlükçü bir tavır alması gereken kurumlar olduğunu düşünüyoruz. Üniversitelerimizin çağdaş, uygar toplumlara yaraşır biçimde, özgürlüklerle ve bilim üretimiyle anılmasını istiyoruz. İstisnasız her demokratik ülkede olduğu gibi üniversitelerimizde de kılık-kıyafet serbestliğinin; hiçbir din, inanç, düşünce, ırk, grup ve cinsiyet ayrımı yapılmaksızın bütün öğrencilere tanınması gereğine inanıyor; aksi yöndeki tüm düzenleme ve uygulamalara bir an önce son verilmesini talep ediyoruz.&#8221;</p>
<p>Özellikle imzası bulunan dostlar için bir hatırlatma&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berkbalcik.net/osg/2009/10/09/ihsan-daginin-kose-yazisi-09-10-2009/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Özgür Sevgi hakkında başlatılan imza kampanyası</title>
		<link>http://berkbalcik.net/osg/2009/10/09/ozgur-sevgi-hakkinda-baslatilan-imza-kampanyasi/</link>
		<comments>http://berkbalcik.net/osg/2009/10/09/ozgur-sevgi-hakkinda-baslatilan-imza-kampanyasi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Oct 2009 05:46:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Berk Balçık</dc:creator>
				<category><![CDATA[kampanya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berkbalcik.net/osg/?p=5</guid>
		<description><![CDATA[Özgür Sevgi Göral hakkında 8 Ekim 2009&#8242;da başlatılan imza kampanyasının metni:
Özgür Sevgi Göral Görevine İade Edilmelidir!
Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Öğretim Görevlisi Özgür Sevgi Göral, bir televizyon programında Kürt sorununa ilişkin görüşlerini açıkladığı için görevinden uzaklaştırıldı.
YTÜ Fen-Edebiyat Fakültesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü’nde 2006 yılından beri görev yapan Göral, Kasım 2008’de öğretim üyesi kadrosuna geçmeye hak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Özgür Sevgi Göral hakkında 8 Ekim 2009&#8242;da başlatılan <a href="http://ytu.yurttas.tv/ytu-imza-metni">imza kampanyasının </a>metni:</p>
<p><strong>Özgür Sevgi Göral Görevine İade Edilmelidir!</strong></p>
<p>Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Öğretim Görevlisi Özgür Sevgi Göral, bir televizyon programında Kürt sorununa ilişkin görüşlerini açıkladığı için görevinden uzaklaştırıldı.</p>
<p>YTÜ Fen-Edebiyat Fakültesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü’nde 2006 yılından beri görev yapan Göral, Kasım 2008’de öğretim üyesi kadrosuna geçmeye hak kazanmış, bu sonuç YTÜ internet sitesinde de ilan edilmişti. Ancak üniversite yönetimi ‘görüşlerinden ötürü’ Özgür Sevgi Göral’ı hak ettiği atamaya ‘layık’ bulmadı ve işine son verdi.</p>
<p>Özgür Sevgi Göral, sözkonusu programda Kürt sorununda inkara dayalı resmi ideolojiye karşı çıkmış, eşit yurttaşlık temelinde bir arada yaşamayı savunmuştu.</p>
<p>Biz aşağıda imzası bulunan yurttaşlar, YTÜ yönetiminin “kolluk güçlerinin tavsiyesi üzerine” aldığı bu kararın, haksız ve düşünce özgürlüğünü kısıtlamaya yönelik bir uygulama olduğuna inanıyor, Özgür Sevgi Göral’ın görevine iade edilmesini talep ediyoruz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berkbalcik.net/osg/2009/10/09/ozgur-sevgi-hakkinda-baslatilan-imza-kampanyasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

