<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>TÜRKİYE&#039;DE LİNÇ KÜLTÜRÜ</title>
	<atom:link href="http://berkbalcik.net/linc/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://berkbalcik.net/linc</link>
	<description>türkiye&#039;nin linç güncesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 29 Jul 2011 20:15:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Yeni Türkiye&#8217;nin Linç İklimi</title>
		<link>http://berkbalcik.net/linc/2011/07/29/97/</link>
		<comments>http://berkbalcik.net/linc/2011/07/29/97/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jul 2011 18:59:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Berk Balçık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[etnik ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[makale]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berkbalcik.net/linc/2011/07/29/97/</guid>
		<description><![CDATA[Şehmus Ay&#8217;ın Bianet.org&#8217;da 28 Temmuz 2011 Perşembe günü yayınlanan yazısı. Eski düzende Kemalistlerin İslamcılar için söylediklerini şimdi Kemalistler ve İslamcılar hep birlikte Kürtler için söylüyor. Eskiden Kemalistlerin 28 Şubat&#8217;ta bütün hallerini gördüğümüz muktedir dilini, bugün yeni düzenin medyası yeniden üreterek Kürtlere karşı kullanıyor. Adorno, düşlerimizde tanıdığımız o &#8220;sessiz gürültü&#8221;nün uyanık saatlerinde gazete başlıklarından kendisine saldırdığını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şehmus Ay&#8217;ın Bianet.org&#8217;da 28 Temmuz 2011 Perşembe günü <a href="http://bianet.org/bianet/siyaset/131792-yeni-turkiyenin-linc-iklimi?utm_source=twitterfeed&#038;utm_medium=twitter">yayınlanan</a> yazısı. </p>
<p>Eski düzende Kemalistlerin İslamcılar için söylediklerini şimdi Kemalistler ve İslamcılar hep birlikte Kürtler için söylüyor. Eskiden Kemalistlerin 28 Şubat&#8217;ta bütün hallerini gördüğümüz muktedir dilini, bugün yeni düzenin medyası yeniden üreterek Kürtlere karşı kullanıyor.</p>
<p>Adorno, düşlerimizde tanıdığımız o &#8220;sessiz gürültü&#8221;nün uyanık saatlerinde gazete başlıklarından kendisine saldırdığını yazmıştı, Nazizm&#8217;in yükseliş zamanlarında kaleme aldığı Minima Moralia&#8217;sında&#8230; Faşizmin, çocukluğunun kâbuslarını gerçeğe dönüştürdüğünü çocukluk anılarındaki hikâyelerle anlatan Adorno&#8217;nun çizdiği manzara tıpkı bugün yaşadıklarımıza benziyor. Kürtlerin ebedi kâbusu, gazete manşetlerinden, haber bültenlerinden, politikacıların ve devlet adamlarının demeçlerinden, en demokratından İslamcısına, ulusalcısından Kürt gerçeğine sırtını çevirmiş Kürt demokratlarına, köşelerden bize doğru bağırıyor, saldırıyor.</p>
<p>Linç güruhları memleketin muhtelif yerlerinde harekete geçerken, yeni cumhuriyetin meşrulaştırıcıları ideologları ve tercümanları da medyadaki köşelerinden milli bir koro gibi hücuma geçmiş durumda. Artık yeni bir cumhuriyet gerçeğiyle karşı karşıyayız ve bu yeni cumhuriyetin medya düzeni de aşağı yukarı şekillenmesini tamamlamış durumda.</p>
<p>Yeni cumhuriyetin yeni medya düzeninde Emre Uslu terör kâhini, Sedat Laçiner büyük strateji uzmanı, Rasim Ozan Kütahyalı önüne her geleni faşist olmakla suçlayan harbi gazeteci, Hilal Kaplan &#8220;Kandil Muhiplerini Tespit, Teşhir ve İhbar etme&#8221; uzmanı, Mümtaz&#8217;er Türköne Türk ve Kürt milliyetçiliğini terbiye etme görevlisi oluyor. Rol ve görev dağılımı bunlarla sınırlı değil elbet ama bu özel bir yazının konusu olacak kadar uzun ve karmaşık bir konu.</p>
<p>AKP öncesi dönemde düzenin bütün unsurları &#8220;birlik ve beraberliğe en çok muhtaç olduğumuz bu zor zamanlarda&#8221; diye başlayan cümlelerle herkesi hizaya sokarken, bugünkü iktidarın sözcüleri ve savunucuları &#8220;her şey yolunda giderken, tam da işler çözülecekken kötü Kürtler çomak soktu&#8221; demeye getiren cümlelerle linçin siyasi iklimini olumluyorlar.</p>
<p>İktidarın periferisinde yazan bütün gazeteciler ve köşe erbabı bir ağızdan demokratik özerkliğin ne kadar kötü, zamansız ve lüzumsuz bir şey olduğunu anlatmak için yırtınırken, diğer taraftan da Kürt siyasetini ve kadrolarını itibarsızlaştırmak, bütün melanetlerin odağı onlarmış gibi göstermek, deyim yerindeyse onları şeytanlaştırmak için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar.</p>
<p>Her şey ne kadar da benziyor birbirine. Bu memlekette sürekli bir deja vu halinde yaşıyor insan. Sadece bazı konumlar ve isimler değişiyor. Eski Cumhuriyet düzeninde Kemalistlerin İslamcılar için söylediklerini şimdi Kemalistler ve İslamcılar hep birlikte Kürtler için söylüyorlar. Eskiden Kemalistlerin 28 Şubat&#8217;ta bütün hallerini gördüğümüz muktedir, her şeyin efendisi tadındaki dilini ve üslubunu bugün yeni düzenin medyası daha kaba ve sakil bir şekilde yeniden üreterek Kürtlere karşı kullanıyor.</p>
<p>Bir dönem manşetler &#8220;irtica geldi geliyor&#8221; cümleleriyle döşenirken, şimdi tüm gazeteler &#8220;Özerklik öcü, BDP kötü&#8221; kıvamında bağırıyor. Bu kulak tırmalayıcı koro telaş içinde devletin ittifak halinde yükselttiği savaşın sözcülüğünü yapıyor. Kürtler söz konusu olduğunda, cümle akımın ve fikriyatın nasıl da yüz kızartıcı bir aynılaşma içinde olduğu ayan beyan ortaya çıkmış durumda. Türkçe&#8217;deki o güzel deyimdeki gibi, ak koyun ve kara koyun artık belli olmuş durumda.</p>
<p>Söz gelimi eskiden Hürriyet ya da Milliyet gazetesinden iktidarın ve devletin gizli gündemini takip edebiliyorken, şimdi Zaman ve Yeni Şafak gazetelerinden takip ediyoruz. Eskiden Ertuğrul Özkök ve Fatih Altaylı&#8217;nın köşeleri devlete ve cümle karanlığa ihbar niteliğinde yazılarla dolup taşarken onların yerini şimdi Ece Temelkuran ve Nuray Mert&#8217;i hedef gösteren ve iktidara işaret eden Hilal Kaplan almış gibi görünüyor.</p>
<p>Genelkurmay&#8217;ın Milliyet gazetesindeki Askerlik Şubesi Başkanı Fikret Bila&#8217;nın eskisi kadar kıymeti kalmamış, ama artık Cemaat&#8217;in gündemdeki konular hakkında ne düşündüğünü anlamak için Hüseyin Gülerce&#8217;yi okuyoruz. Başbakan&#8217;ın eski basın danışmanı, AKP ve Başbakan&#8217;a yönelik en küçük eleştiriye bile anında cevaplar döşeniyor; Başbakan&#8217;ın neler düşündüğünü müstear adla Yeni Şafak&#8217;ta yazan danışmanını okuyarak takip ediyoruz. Çünkü bunlar yeni cumhuriyetin muktedirlerinin mutfağından yazıyorlar.</p>
<p>Kutsal İttifak ve Kutsal Koro</p>
<p>Şiir penceresi mail grubundaki bir şair ile bir Taraf yazarını buluşturan nedir? En değme ulusalcıyla asla bir arada olmayacağına yemin edebileceğimiz bir İslamcıya aynı cümleleri kurdurtan ruh halini nasıl anlamamız lazım? Yoksul bir gecekondu sakini ile plazalardaki bir gazeteciyi buluşturan iklimi anlayabilmek için daha ne kadar linç yaşamamız gerek? Ya sevgili Mustafa Yalçıner&#8217;e &#8220;sen de mi?&#8221; dedirten Derya Sazak&#8217;a ne demeli? Cemaat&#8217;e karşı mücadele adına hazırlanan metinlerin aynısını Zaman gazetesi yazarları neredeyse aynı kelimelerle Kürt siyaseti için yazarken (bakınız Hüseyin Gülerce, 27 Temmuz 2011 tarihli Zaman gazetesi) neye göre yorumlayacağız bu durumu?<br />
İsmet Berkan, Kürtlerin Kürt olarak yaşamak istemesine karşı bunca tahammülsüzlüğün altında yatan gerçeği bütün dürüstlüğüyle, logosunu altında &#8220;Türkiye Türklerindir&#8221; yazan gazetedeki köşesinde itiraf etmiş: &#8220;Lafı dolandırmaya gerek yok, yapılan açık bir ırkçılık. Beyaz Türk, mavi Türk, siyah Türk fark etmiyor, bizi birleştiren şey, içimizdeki o ırkçılık. Hepimizin (ben dahil) bir yerinden fırlayıveriyor ırkçılık. Aramızdaki fark, bazılarımız yaptığının veya daha iyisi yapmayı aklından geçirdiğinin ırkçılık olduğunun farkına varıyor, yapmıyor. Bazılarımız ise farkına varmıyor, hatta kendini haklı sanıyor, yapmaya da devam ediyor. Ben söylemeye devam ediyorum: Türkiye&#8217;de yaşayanların çok ciddi bir sorunu ırkçılık. İçimizdeki bu ırkçılıkla mücadele etmezsek, yarın çok geç olabilir.&#8221;</p>
<p>Linç İklimi</p>
<p>Nitzsche Ahlakın Soykütüğü&#8217;nde şöyle yazar: &#8220;Kim insan denilen hayvan için bir bellek yaratır? Bu biraz körelmiş, biraz da abuk sabuk, bir anlık anlama yetisinde, bu etli kemikli unutkanlıkta, orada kalması için nasıl iz bırakır? Bellekte kalan şeyi yakmalı: Ancak acı veren kalır bellekte &#8211; işte budur, yeryüzündeki en eski (ne yazık ki, aynı zamanda en uzun süren) psikolojinin temel tezi&#8230; kansız, işkencesiz, kurbansız yapamaz.&#8221;</p>
<p>Linç kültürü ve pratikleri açısından alabildiğine bereketli ve verimli topraklarda yaşıyoruz. Yakın geçmişe dair hafızasını taze tutanların acıyla hatırladıkları onca dehşete düşürücü kıyımı burada tekrar anımsatmayalım. Sözgelimi 6-7 Eylül olaylarına ya da Sivas&#8217;a, Maraş&#8217;a, Çorum&#8217;a kadar gitmeye gerek yok; sadece şu son birkaç yılda yaşananlar bile bu memleketin yüreği iman dolu, kalbi vatan sevgisiyle kavrulan vatanseverleri tarafından yürürlüğe konulan linç pratikleri açısından gayet net ve anlaşılabilir bir fotoğraf sunmaya yeter de artar bile.</p>
<p>Genelde aynı mekanizma işler: İşaret parmağı (yoksa tetik parmağı mı demeli) birilerini (ki genelde Kürtler, Ermeniler ve bilumum ötekiler oluyor bunlar) hedef gösterir. Sonra göğsü iman dolu vatansever kalabalıklar harekete geçer. Buna eşlik eden hatta çoğu zaman motive eden manşetler de operasyonu tamamlayan bir rol oynar.</p>
<p>Bilgi Üniversitesi&#8217;nin düzenlemek istediği Ermeni Konferansı&#8217;nı hatırlayalım, şimdilerde arabuluculuğuyla parlayan ve herkesin üzerinde mutabık olduğu taze Meclis Başkanımız Cemil Çiçek işaret fişeğini yakmıştı, &#8220;sırtımızdan hançerleniyoruz&#8221; diyerek. Bu son olaylarda da yine ilk çıkışı o yaptı.</p>
<p>Türkiye&#8217;de sokak faşizmi lümpen karakterlidir ve futbol holiganizmiyle kardeş/kandaştır. Lince çıkmış lümpen kalabalıklar devletin ve medyanın &#8220;büyük adamları&#8221;nın ne söylediğini anında algılar ve büyülenmişçesine harekete geçerler. Bu hassas vatandaşın sırtını okşayan güvenlik bürokrasisi ve medyadaki manşet uzmanları Türkiye&#8217;yi nasıl da karanlık bir geleceğe sürüklediklerini bilmiyorlar mı?</p>
<p>Tehlike hepimizin kapısını çalıyor.</p>
<p>(Şehmus Ay, şair ve yazar.)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berkbalcik.net/linc/2011/07/29/97/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kemal Can&#8217;dan son linç olayları üzerine</title>
		<link>http://berkbalcik.net/linc/2010/08/01/kemal-candan-son-linc-olaylari-uzerine/</link>
		<comments>http://berkbalcik.net/linc/2010/08/01/kemal-candan-son-linc-olaylari-uzerine/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Aug 2010 17:56:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Berk Balçık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Sol hareketler]]></category>
		<category><![CDATA[etnik ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[milliyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berkbalcik.net/linc/2010/08/01/kemal-candan-son-linc-olaylari-uzerine/</guid>
		<description><![CDATA[01 Ağustos 2010 günü bianet.org&#8217;da yayınlanan ve Kemal Can ile son linç olaylarının değerlendirildiği söyleşi. İnegöl, Dörtyol: Kronik Enfeksiyon, Konjonktürel Alevlenme Milliyetçi hareketi yakından takip eden yazar Can, İnegöl ve Dörtyol’da olanları “Akut bir durumdan değil on yıllardır devam eden kronik bir enfeksiyondan ve konjonktürel alevlenme gerekçelerinden önce de yapısal arızalardan bahsetmemiz gerekiyor aslında” diye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>01 Ağustos 2010 günü bianet.org&#8217;da yayınlanan ve Kemal Can ile son linç olaylarının değerlendirildiği söyleşi.</p>
<p>İnegöl, Dörtyol: Kronik Enfeksiyon, Konjonktürel Alevlenme</p>
<p>Milliyetçi hareketi yakından takip eden yazar Can, İnegöl ve Dörtyol’da olanları “Akut bir durumdan değil on yıllardır devam eden kronik bir enfeksiyondan ve konjonktürel alevlenme gerekçelerinden önce de yapısal arızalardan bahsetmemiz gerekiyor aslında” diye değerlendirdi.</p>
<p>Erhan ÜSTÜNDAĞ<br />
erhan@bianet.org<br />
İstanbul &#8211; BİA Haber Merkezi<br />
01 Ağustos 2010, Pazar<br />
Önce Bursa, İnegöl’de bir tartışma ahaliyi Kürtlerin üzerine sürmek için bahane oldu; ardından Hatay, Dörtyol’da dört polis öldürüldü, BDP ve Kürtlerin işyerlerleri talan edildi. Resmi yetkililer geçmişte benzer olayların ardından söylediklerini tekrarlıyor; olaylar münferit, vatandaş haklı olarak tepkili, durum kontrol altında… Hükümetle muhalefetse birbirlerini PKK’yle işbirliğiyle suçlama yarışında.</p>
<p>Yerel kaynaklar aksini söylese de örgütlü milliyetçiler saldırılarda yer almadıkları konusunda ısrarlı; genel merkezin hassasiyetlerinin memleket sathına nasıl yansıdığı ya da örgütlenmenin nerede başlayıp nerede bittiğiyse şüpheli.</p>
<p>Akla takılan soruları Türkiye’de milliyetçilik ve milliyetçi hareket üzerine uzun zamandır çalışan Kemal Can‘a yönelttik. Yeni Gündem, Nokta, NTV ve Expres’te gazecilik/yöneticilik yapmış olan Can’ın “Devlet ve Kuzgun: 1990’lardan 2000’lere MHP”, “Devlet, Ocak, Dergah: 12 Eylül’den 1990’lara Ülkücü Hareket” başlıklı kitapları İletişim’den yayınlanmıştı. Can’ın konu üzerine yazıları başta Birikim olmak üzere çeşitli mecralarda yer alıyor.</p>
<p>Can’la e-posta üzerinden yaptığımız kısa söyleşiyi aktarıyoruz.</p>
<p>İnegöl ve Dörtyol’da meydana gelen olaylar, geçmişte Seferihisar, Adapazarı ve benzeri yerlerde olanlarla aynı türden mi, nitelikçe arada bir fark görüyor musunuz?</p>
<p>Olaylar kriminal bir içerik taşıdığı ve halen sürmekte olduğu için, şimdiden uzaktan bir teşhiste bulunmak pek sağlıklı olmayabilir. Ama Türkiye’nin son yirmi &#8211; yirmibeş yılına baktığımızda bu türden ve benzer nitelikte olayların ender görülür, münferit vakalar gibi durmadığını söylemekte bir sakınca yok. Sadece Seferihisar ve Adapazarı, değil daha önce 1990’lar boyunca yaşanan pek çok olayda da -Bayramiç, Susurluk gibi- bu benzerlikleri görüyoruz. 70’li yılların kitlesel kıyım boyutuna ulaşan olaylarını hiç saymıyorum.</p>
<p>Ancak bu tür olaylar karşısında bana şaşırtıcı gelen, on yıllardır bir kaç vakanın üstüste yaşandığı her “tırmanış dönemi”nde; “ne oluyor, neden oluyor?” sorularının aynı iştahla yeniden soruluyor olması. Sanki, yukarıda  saydığım örneklerde olduğu gibi, bu ülkede şimdiye kadar hiç böyle olaylar yaşanmamış gibi, sürekli “yeni durumlarla karşı karşıya kalınmış” gibi yapmak bana tuhaf geliyor. Çünkü, akut bir durumdan değil on yıllardır devam eden kronik bir enfeksiyondan ve konjonktürel alevlenme gerekçelerinden önce de yapısal arızalardan bahsetmemiz gerekiyor aslında.</p>
<p>Milliyetçi saldırılar sizce kimler tarafından örgütleniyor? Son yıllarda daha çok sahil kasabalarında Kürtlere karşı açık nefret söylemiyle sürdürülen saldırılar, MHP ve BBP’nin temsil ettiğinin dışında, yeni bir tür faşizmin göstergesi mi?</p>
<p>Asıl olarak yapısal ve kronik sorunu mesele ederek olaya yaklaşınca, bu potansiyeli an itibariyle kimin aktive ettiğinden -elbette önemlidir ama- daha önemli olan, bu potansiyelin nasıl her daim emre hazır bulunabildiğidir. Yani, İçişleri Bakanı’nın söylediği gibi İnegöl’de sarhoş amigolar startı verdiyse daha küçük bir sorunla uğraştığımızı mı düşüneceğiz? Bence milliyetçilik soslu  / sembollü  saldırı potansiyeli politik aktörlerin kontrol ettiğinden çok daha geniş bir alanı enfekte etmiş durumda. Dolayısıyla, şimdilik yaygaracı ama kolayca yıkıcı olabilecek bu potansiyelin, destursuz bir kullanıma açık olduğunu söyleyebilirim.</p>
<p>MHP ısrarla olayların dışında olduğunu ve durumu yatıştırmaya çalıştığını söylüyor, bunu inandırıcı buluyor musunuz?</p>
<p>Özel olarak MHP’nin, özellikle de Devlet Bahçeli’nin bu konuda ısrarlı bir hassasiyet göstermeye çalıştığını ve bu konuda inandırıcı olduğunu da düşünüyorum. Çünkü, tersi bir yaklaşımın sözkonusu olduğunda çok daha yıkıcı sonuçlar oluşacağını biliyorum.</p>
<p>Hükümetin tavrını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu saldırıları kuşatacak bir politikası/hazırlığı var mı sizce?</p>
<p>Daha önce de olduğu gibi, bu tür olaylar karşısında devletin ve siyasi iktidarın yaklaşımının meseleyi özel ve dar bir çerçeveye sıkıştırma şeklindeki alışılmış tarzı sürdürdüğünü görüyorum. Sarhoşlar, provakatörler “iyi ahaliyi kandırarak, kötü şeyler yaptırmışlar”. Bütün olup bitenin gerçekleştiği ortam ve koşullar tartışmada hiç yok. Son zamanlarda provakatif tartışma başlıkları modasına uyarak ben de provakatif bir soru soruyorum: “Aslında iyi olan insanların varlığından nasıl bu kadar emin olabiliyoruz?”</p>
<p>Açılım sürecini, AB sürecini, Anayasa sürecini, IMF sürecini ve benzeri her “süreci” ahaliden kaçırarak, gerçek ve derin tartışma ortamlarının dışında taktik pazarlık meseleleri gibi görme yaklaşımı herhangi sorunu çözebilir gelmiyor bana. (EÜ)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berkbalcik.net/linc/2010/08/01/kemal-candan-son-linc-olaylari-uzerine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hatay Dörtyol&#8217;da PKK saldırısı sonrası nümayiş</title>
		<link>http://berkbalcik.net/linc/2010/07/26/hatay-dortyolda-pkk-saldirisi-sonrasi-numayis/</link>
		<comments>http://berkbalcik.net/linc/2010/07/26/hatay-dortyolda-pkk-saldirisi-sonrasi-numayis/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Jul 2010 05:02:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Berk Balçık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kürt hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[dörtyol]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berkbalcik.net/linc/2010/07/26/hatay-dortyolda-pkk-saldirisi-sonrasi-numayis/</guid>
		<description><![CDATA[NTVMSNBC&#8217;den. Güncelleme: 02:24 TSİ 27 Temmuz. 2010 Salı Terörün istediği oluyor! Hatay Dörtyol’da dün akşam saatlerinde 4 polisin şehit olduğu terör saldırısı sonrası toplanan ve gece yarısına doğru dağılan kalabalık, BDP ilçe binasını ve bazı işyerlerini ateşe verdi. Hamza GÜL &#8211; NTV HATAY Dörtyol’da terörün can almasının ardından öfke dinmiyor. Akşam saatlerinde bir polis aracına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>NTVMSNBC&#8217;den. </p>
<p>Güncelleme: 02:24 TSİ 27 Temmuz. 2010 Salı</p>
<p>Terörün istediği oluyor!</p>
<p>Hatay Dörtyol’da dün akşam saatlerinde 4 polisin şehit olduğu terör saldırısı sonrası toplanan ve gece yarısına doğru dağılan kalabalık, BDP ilçe binasını ve bazı işyerlerini ateşe verdi. </p>
<p>Hamza GÜL &#8211; NTV HATAY</p>
<p>Dörtyol’da terörün can almasının ardından öfke dinmiyor.</p>
<p>Akşam saatlerinde bir polis aracına uzun namlulu silhlarla yapılan saldırıda 4 polis şehit olurken, kısa süre sonra da İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne saldırı düzenlendi. İkinci saldırı sonrası 3 kişinin gözaltına alınmasıyla, kalabalık bir grup emniyet önünde toplandı.</p>
<p>Yetkililer, 3 kişinin kendilerine verilmesini isteyen kalabalığı yatıştırmaya çalışırken, terör saldırıları sonrası bölgeye sevk edilen komanda birliklerinin havaya ateş açtığı belirtildi.</p>
<p>Emniyet’ten çıkan araçlarda gözaltına alınan şüphelilerin olabileceği düşüncesiyle araçlara saldıran kalabalık, gaz bombası ve biber gazıyla dağıtılmak istendi.</p>
<p>Öfkeli kalabalık, daha sonra BDP ilçe teşkilatının bulunduğu binaya girerek teşkilatın bulunduğu 4 kata girdi. Eşyaları dışarıya atan grup katı da ateşe verdi. İtfaiye çıkan yangını söndürürken, sloganlar atan kalabalık birçok işyerinin camlarını kırdı.</p>
<p>Ufak gruplara bölünen kalabalık, Kürt kökenli vatandaşlara ait olduğu belirtilen ve çoğunluğunu kahvehanelerin oluşturduğu 10&#8242;a yakın işletmeyi de tahrip etti; buralarda çıkan ufak çaplı yangınlar söndürüldü. </p>
<p>Güvenlik güçlerinin müdahaleleri sonucu gruplar gece yarısına doğru dağıldı. Hatay Valisi Mehmet Celalettin Lekesiz de, &#8221;İlçemizde, istenmeyen durumlarla karşılaşıldı. Üzüntülüyüz. Olaylar sakinleşti. Tamamen kontrol altına alındı. Müdahale ederek sağduyunun hakim olmasını sağladık. Dileğimiz bir daha böyle olayların yaşanmamasıdır&#8221; şeklinde konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berkbalcik.net/linc/2010/07/26/hatay-dortyolda-pkk-saldirisi-sonrasi-numayis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnegöl&#8217;de geceyarısı ayaklanması</title>
		<link>http://berkbalcik.net/linc/2010/07/26/inegolde-geceyarisi-ayaklanmasi/</link>
		<comments>http://berkbalcik.net/linc/2010/07/26/inegolde-geceyarisi-ayaklanmasi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Jul 2010 06:34:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Berk Balçık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kürt hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[inegöl]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berkbalcik.net/linc/2010/07/26/inegolde-geceyarisi-ayaklanmasi/</guid>
		<description><![CDATA[NTVMSNBC&#8217;den&#8230; İnegöl&#8217;de tehlikeli tahrik ntvmsnbc ve Ajanslar Güncelleme : 08:05 TSİ 26 Temmuz 2010 Pazartesi Bursa&#8217;nın İnegöl ilçesinde, bir kahvehaneye ellerinde bıçak ve sopalarla giren üç kişi altı kişiyi yaraladı. İsimlerinin Mehmet Şerif S, Mehmet S ve Şenol S olduğu öğrenilen üç kişi, dün gece saat 23.00 sularında, ellerinde sopa ve bıçaklarla Orhaniye Mahallesi Çinili [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>NTVMSNBC&#8217;den&#8230;</p>
<p>İnegöl&#8217;de tehlikeli tahrik</p>
<p>ntvmsnbc ve Ajanslar<br />
Güncelleme : 08:05 TSİ 26 Temmuz 2010 Pazartesi</p>
<p>Bursa&#8217;nın İnegöl ilçesinde, bir kahvehaneye ellerinde bıçak ve sopalarla giren üç kişi altı kişiyi yaraladı.</p>
<p>İsimlerinin Mehmet Şerif S, Mehmet S ve Şenol S olduğu öğrenilen üç kişi, dün gece saat 23.00 sularında, ellerinde sopa ve bıçaklarla Orhaniye Mahallesi Çinili Cami yanında bulunan kahvehaneye girdi.</p>
<p>Kahvehanede bulunan kişilerle yaşanan kavgada, Selahattin O, Metin B, Şaban D ve isimleri henüz belirlenemeyen üç kişi bıçakla yaralandı. Yaralılar İnegöl Devlet Hastanesi&#8217;ne kaldırılırken, 3 zanlı da gözaltına alındı.</p>
<p>Daha önce aralarında husumet olduğu öğrenilen iki aile arasında yaşandığı belirtilen olay sonrası, yaralı yakınları, İnegöl Emniyet Müdürlüğü önünde toplandı. Olaya karışan ailelerden birinin Güneydoğu kökenli olması ve iki kişinin öldüğü haberinin yayılmasıyla birlikte olaylar farklı bir boyuta taşındı.</p>
<p>İnegöl merkezde toplanan yüzlerce kişi belediye binasını taşlarken, bir polis ve zabıta aracı yakıldı, bir banka şubesinin camları kırıldı, ambulanslara taş atıldı; Bursa-Ankara karayolu trafiğe kapatıldı.</p>
<p>Olayları yatıştırmaya çalışan polis sık sık havaya ateş açarken, ilçenin giriş ve çıkışlarında önlem alındı. Devam eden gerginlik nedeniyle ilçeye Bursa&#8217;dan çok sayıda çevik kuvvet ekibi sevk edildi.</p>
<p>Zanlıların bulunduğu polis merkezi önünde toplanan kalabalıktakilerin büyük bölümü, uzun süren çabaların ardından eylemden vazgeçmeleri için saat 04.00 sularında ikna edildi.</p>
<p>Bursa ve ilçelerinden istenen takviye kuvvetler de İnegöl&#8217;e geldi. Tüm uyarılara rağmen ikna edilemeyen yaklaşık 250 kişilik bir grup ise çevredeki araç ve binalara verdi. Ambulansların camlarını kıran topluluk, servis aracını ateşe verdi, bir alışveriş merkezinin içine girmeye çalıştı.</p>
<p>Gece boyunca yaklaşık 20 polis yaralandı. Bacak ve kollarında yaralar bulunan polislerden dokuzu tedavi için Bursa&#8217;ya gönderilirken gözünden yaralanan bir polis memuru da Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi&#8217;ne sevk edildi.</p>
<p>VALİ HARPUT: BURADA BİR TUZAK VAR</p>
<p>Bu arada Bursa Valisi Şahabettin Harput ilçeye geldi ve incelemelerde bulundu.</p>
<p>Vali Şahabettin Harput, olayın geri planda destekçisi olan 7 kişinin gözaltına alındığını belirterek, kameralarca tespit edilen kişilerin birer birer evlerinden alınacağını açıkladı.</p>
<p>Bu işin öncüsü görülen bir kısım kişilerin aşırı alkollü olmaları, söz dinlememeleri, şuursuzca eylem yapma hevesi içinde olmaları dolayısıyla bunlarla ikna edici mutabakat sağlanamadığını söyleyen Harput, şunları söyledi:</p>
<p>&#8221;Olaylarda 10&#8242;un üzerinde polisimiz yaralandı. Karakolumuza, belediyemize saldırıldı. Bir kısım araçlar tahrip edildi. Camlar kırıldı. Niçin yapıldığının izahı yok. Bir gençlik grubunun yaptığı yanlış, üzüntü vesilesi olmuştur. Olayın gerisinde yanlış anlamaya dayalı provokasyon vardır. Yöneticilerimiz olabildiğince aklıselim çalışmıştır. Olayların daha da büyümesi engellenmiştir. Birçok kişi, bu olayın gerçek yüzü anlaşılınca &#8216;Ya biz ne yaptık, bize hizmet eden devletimizin aracına nasıl saldırdık&#8217; diyeceklerdir.&#8221;</p>
<p>Vali Harput, &#8220;Burada bir oyun, bir tuzak vardır&#8221; dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berkbalcik.net/linc/2010/07/26/inegolde-geceyarisi-ayaklanmasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Edirne&#8217;de bir garip linç davası</title>
		<link>http://berkbalcik.net/linc/2010/07/17/edirnede-bir-garip-linc-davasi/</link>
		<comments>http://berkbalcik.net/linc/2010/07/17/edirnede-bir-garip-linc-davasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Jul 2010 09:38:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Berk Balçık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sol hareketler]]></category>
		<category><![CDATA[edirne]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berkbalcik.net/linc/2010/07/17/edirnede-bir-garip-linc-davasi/</guid>
		<description><![CDATA[Radikal gazetesinde 17.07.2010 tarihli haber: Basın açıklaması yaparken linç girişimine maruz kalanlar &#8216;terör örgütü propagandası yapmaktan&#8217; tutuklanırken, saldıran grupta yer alanlar tutuksuz yargılanıyor. Saldırganları kışkırttıkları ileri sürülen polisler hakkındaysa soruşturma izni yok. İSMAİL SAYMAZ İSTANBUL Edirne&#8217;de, arkadaşlarının tutuklanmasını ve ABD&#8217;nin İncirlik Üssü&#8217;nü protesto eden gençlerin linç girişimine maruz kalmasıyla ilgili açılan davada ilginç gelişmeler yaşanıyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Radikal gazetesinde 17.07.2010 tarihli haber:</p>
<p>Basın açıklaması yaparken linç girişimine maruz kalanlar &#8216;terör örgütü propagandası yapmaktan&#8217; tutuklanırken, saldıran grupta yer alanlar tutuksuz yargılanıyor. Saldırganları kışkırttıkları ileri sürülen polisler hakkındaysa soruşturma izni yok. </p>
<p>İSMAİL SAYMAZ   İSTANBUL </p>
<p>Edirne&#8217;de, arkadaşlarının tutuklanmasını ve ABD&#8217;nin İncirlik Üssü&#8217;nü protesto eden gençlerin linç girişimine maruz kalmasıyla ilgili açılan davada ilginç gelişmeler yaşanıyor.<br />
Mağdurlarından ikisi, &#8216;Yaşasın Dev-Genç&#8217; diye slogan attıkları için &#8216;terör örgütü propagandasından&#8217; tutuklanırken, linç girişiminde bulunan sanıklar tutuksuz yargılanıyor. Savcının yeterli önlem almadıkları iddia edilen polisler hakkındaki  soruşturma talebiyse önce Edirne Valiliği&#8217;nden, ardından İdare Mahkemesi&#8217;nden döndü.</p>
<p>Edirne&#8217;de Trakya Üniversitesi öğrencisi ve Edirne Gençlik Derneği (EGD) üyesi üç genç, &#8216;terör örgütü propagandası&#8217;ndan 17 Aralık 2009&#8242;da tutuklandı. Tutuklamaları protesto için 27 Aralık&#8217;ta Saraçlar Caddesi&#8217;nde toplanan EGD&#8217;liler &#8216;İncirlik kapatılsın&#8217;, &#8216;Amerika defol demek suç değildir&#8217; diye slogan atarak imza topladı. O sırada toplanan bir grup göstericilere &#8216;Aponun piçleri yıldırımaz bizleri&#8217; diye bağırarak saldırdı. Polisin linç girişimine karşı yeterli önlem almadığı ileri sürülürken, &#8216;korunmak için&#8217; gözaltına alındıkları söylenen üç eylemci daha  sonra tutuklandı. Tutuklu mağdur sayısı beşe çıkarken linç girişiminde bulunanların tümü de serbest kaldı. </p>
<p>Bu arada EGD&#8217;lilerle aynı siyasi görüşteki TAYAD üyeleri destek için Edirne&#8217;ye gitti. Uzun süre otoban gişesinde bekletilen grup, bayraklarla gelen yüzlerce kişi tarafından linç edilmek istendi. Grup bunun üzerine bir dinlenme tesisine yerleşti. Gruptan bir bölümü kente girip açıklama yapınca saldırıya uğradı.</p>
<p>Bu gelişmelerin linç girişiminde bulunan beş sanık hakkında Edirne 2. Asliye Ceza Mahkemesi&#8217;nde &#8216;açıklama yapmak ve imza toplamak isteyenleri tekme ve yumruk vurarak engellediği&#8217; iddiasıyla dava açıldı. Bu davanın ilk duruşması 18 Mart 2010&#8242;da görülürken, mağdurların ortaya attığı &#8216;linçe göz yumdular ve saldırganlar hakkında işlem yapmadılar&#8217; iddiası üzerine polisler hakkında, &#8216;nüfuzunu kötüye kullanarak yaralama ve görevi kötüye kullanma&#8217; suçlamasıyla soruşturma açıldı.</p>
<p>Savcılık Edirne Emniyeti&#8217;nden saldırı anlarında görevli ekibin listesini istedi. Edirne Valiliği&#8217;nden de soruşturma izni talep etti. Emniyet, üçü emniyet müdürü olmak üzere 45 kişilik liste gönderdi. Fakat Valilik, polisler hakkında soruşturma izni vermedi. Kararda, saldırganlar için &#8216;reaksiyon gösteren grup&#8217; olarak nitenlendiriliyordu. Savcılık karara itiraz etti ancak Edirne Bölge İdare Mahkemesi, valiliği haklı buldu.<br />
Bu arada, Edirne&#8217;de tutuklanan beş genç &#8216;örgüt propagandası ve örgüt üyeliği&#8217; savıyla yargılandığı İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi&#8217;nde, 7 Mayıs&#8217;taki ilk duruşmada tahliye edildi. Tahliye olanlardan Ebru A., aynı zamanda linç mağduruydu. Ebru A., linç davasının 15 Haziran&#8217;daki ikinci duruşmasına katılıp polisi suçladı: &#8220;Grup tahrik eder şekilde &#8216;Masanızda niye bayrak yok&#8217; şeklinde el hareketleriyle hakaret etmeye başladı. Biz de güvenlik güçlerine durumu anlattık, müdahale etmelerini istedik. Güvenlik güçleri, &#8216;Siz demokratik hakkınızı kullanıyorsunuz, onlar da kullanacaklar&#8217; dedi. Şahısların kışkırtmasıyla kalabalık bir grup oluştu ve üzerimize doğru yürüdüler. Aralarında polisler de vardı. Tekme tokat saldırdılar.&#8221;</p>
<p>Duruşmanın çıkışında mağdurlar Ebru A., Gamze Y., Harika K., Betül B. ve Gürbüz S. ile arkadaşları Çiğdem K. ile Gökhan A. adliye binası önünde açıklama yaptı. Açıklama sırasında avukatları Naciye Demir ile Taylan Tanay da yanlarındaydı. Açıklamayı izleyen altı polis; ikisi avukat dokuz kişi hakkında &#8216;terör örgütü propagandası&#8217;ndan tutanak tuttu. Savcılık bu tutanakla soruşturma açtı. Tutanağa imza koyan altı polisten dördü, 27 Aralık&#8217;taki linç sırasında görevli olan ve soruşturulmalarına izin verilmeyen Rıfkı A., Kemal D., Özgen Y. ve Fahrettin Ş. adlı polislerdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berkbalcik.net/linc/2010/07/17/edirnede-bir-garip-linc-davasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bak linç edilirsin sonra!</title>
		<link>http://berkbalcik.net/linc/2010/05/07/bak-linc-edilirsin-sonra/</link>
		<comments>http://berkbalcik.net/linc/2010/05/07/bak-linc-edilirsin-sonra/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 May 2010 11:39:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Berk Balçık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sol hareketler]]></category>
		<category><![CDATA[deniz gezmiş]]></category>
		<category><![CDATA[milas]]></category>
		<category><![CDATA[muğla]]></category>
		<category><![CDATA[ödp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berkbalcik.net/linc/2010/05/07/bak-linc-edilirsin-sonra/</guid>
		<description><![CDATA[Devlet babadan yavrularına uyarı. Haber Radikal gazetesinin 7 Mayis 2010 tarihli sayısından. Böyle bir itimale karsı önlem alması ve ifade özgürlüğünü garanti altına alması gereken devletin &#8220;bak sonra linç edilirsin, ben bile kurtaramam&#8221; dercesine eylemi yasaklaması&#8230; Denizleri anmaya yasak gerekçesi: Linç edilirsiniz Muğla Milas&#8217;ta, Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) üyeleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Devlet babadan yavrularına uyarı. Haber Radikal gazetesinin 7 Mayis 2010 tarihli sayısından. Böyle bir itimale karsı önlem alması ve ifade özgürlüğünü garanti altına alması gereken devletin &#8220;bak sonra linç edilirsin, ben bile kurtaramam&#8221; dercesine eylemi yasaklaması&#8230;  </p>
<p>Denizleri anmaya yasak gerekçesi: Linç edilirsiniz</p>
<p>Muğla Milas&#8217;ta, Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) üyeleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan&#8217;ın 38. ölüm yıldönümünde düzenledikleri anma etkinliği için afiş asıp el ilanları dağıtmak isteyince kaymakamlık &#8216;Dur&#8217; dedi.</p>
<p>İSMAİL SAYMAZ </p>
<p>Anma etkinliğinin &#8216;suç ve suçluyu övme&#8217; anlamına geleceğini savunan Mi-las Kaymakamlığı, ÖDP&#8217;lilere &#8220;Bunları dağıtır ve asarsanız linç edilirsiniz&#8221; diye &#8216;uyarıda&#8217; bulundu.</p>
<p>ÖDP Milas İlçe Örgütü; Gezmiş, Aslan ve İnan&#8217;ın 38 yıl önce idam edilmelerinin yıldönümünde ilçede amfi tiyatroda gerçekleştirdiği etkinlik için afiş ve el ilanı bastırdı. Afiş üzerinde üç gençlik önderinin fotoğrafları, fotoğrafın üzerinde ise &#8216;Geçmişten Geleceğe Denizlerce Çoğalarak&#8217; yazıyordu. El ilanında ise yine Gezmiş ve arkadaşlarının bir fotoğrafı ile şair Sunay Akın&#8217;a ait &#8216;Kim bilir kaç yunus görmüş, kaç Deniz Gezmiş&#8217; dizeleriyle biten şiir vardı.</p>
<p>ÖDP&#8217;liler afişleri ilçede asabilmek, el ilanlarını dağıtabilmek için kaymakamlığa başvurdu. Fakat Milas Kaymakamlığı, Gezmiş ve arkadaşlarını anma etkinliğinin &#8216;Suçu ve suçluyu övme suçu&#8217; oluşturacağını iddia etti. ÖDP&#8217;lilerin &#8216;linçe uğrayabileceğini&#8217; savundu:</p>
<p>&#8220;Son günlerde meydana gelen olaylar göz önünde bulundurulduğundan; halkın genel kullanımına açık olan yerlerde bu ibareli afişlerin ve el ilanlarının asılması ve dağıtılması halinde farklı görüşlere mensup gruplar başta olmak üzere başka şahıslarca sözlü veya fiili saldırıda bulunulabileceği ve afiş ve el ilanların asan ve dağıtanlara karşı olumsuz tepkilerin oluşabileceği, müessif olaylara sebebiyet verilebileceği değerlendirildiğinden&#8230;&#8221; Buna göre Milas Kaymakamlığı, yasaklama getirdi. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berkbalcik.net/linc/2010/05/07/bak-linc-edilirsin-sonra/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sakarya&#8217;da mahalleli, Romanlar ve gerilim</title>
		<link>http://berkbalcik.net/linc/2010/05/03/sakaryada-mahalleli-romanlar-ve-gerilim/</link>
		<comments>http://berkbalcik.net/linc/2010/05/03/sakaryada-mahalleli-romanlar-ve-gerilim/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 May 2010 06:22:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Berk Balçık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Romanlar]]></category>
		<category><![CDATA[mahalle]]></category>
		<category><![CDATA[sakarya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berkbalcik.net/linc/2010/05/03/sakaryada-mahalleli-romanlar-ve-gerilim/</guid>
		<description><![CDATA[Hem Sakarya&#8217;nın hem Romanların durumu dikkat çekici. Ya Romanlara karsı her zaman varolan ayrımcılık çatışma moduna dondü ya da bunlar hep vardı, ama şimdi etnik hassasiyet yükseldi ve haber olmaya başladı. Bir tarafta Romanlar, kim oldukları ve etnik etiketleri kimlikleri belli bir grup insan, diğer tarafta anonim, kimliksizmis gibi sunulan &#8220;mahalleli&#8221;. Tıpkı linç haberlerindeki tahrik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hem Sakarya&#8217;nın hem Romanların durumu dikkat çekici. Ya Romanlara karsı her zaman varolan ayrımcılık çatışma moduna dondü ya da bunlar hep vardı, ama şimdi etnik hassasiyet yükseldi ve haber olmaya başladı. Bir tarafta Romanlar, kim oldukları ve etnik etiketleri kimlikleri belli bir grup insan, diğer tarafta anonim, kimliksizmis gibi sunulan &#8220;mahalleli&#8221;. Tıpkı linç haberlerindeki tahrik olan &#8220;vatandaş&#8221; gibi. Hem bu haber verme dilini hem de bu, her an ortaya cikabilen ofkesiyle kimliksizlik halini sorgulamak gerekiyor. Haber 3 Mayıs 2010 tarihli Radikal Gazetesi&#8217;nden.  </p>
<p>Romanlarla mahalleli çatıştı, sorunu vali çözdü</p>
<p>Zafer TOKUŞ- Aziz GÜVENER </p>
<p>Sakarya&#8217;nın Erenler İlçesi&#8217;nde 3 gün önce eşini dövdükleri iddiasıyla pompalı tüfekle ateş ederek 7 Roman&#8217;ın yaralanmasına neden olan Muammer Keçeci&#8217;nin bir gün önce boşalttığı eve saldıran grup  evi yakmaya kalkıştı. Çıkan arbedede 1 kişi yaralanırken arbede polisin müdahalesiyle önlenirken, Sakarya Valisi Hüseyin Atak da olay yerine gelerek öfkeli kalabalığı yatıştırdı. </p>
<p>Olay Erenler İlçesi Küpçüler Mahallesi&#8217;nde dün saat 22.00 sıralarında meydana geldi. 3 gün önce eşini döven 7 Romanı pompalı av tüfeğiyle ateş ederek yaralanmasına neden olan Muammer Keçeci&#8217;nin evi olaydan bir gün sonra Romanlar tarafından taşlanınca Keçeci ailesi ve akrabaları güvenlik gerekçesiyle polis tarafından mahalleden tahliye edildi. Boşaltılan ev dün gece bir grup Roman tarafından benzin dökülüp yakılmak istendi. Yangını söndürmeye gelen Sakarya Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekipleri mahallede oturan Romanların taşlı sopalı müdahalesi ile karşılaşmasına rağmen yangını söndürdü. Polisler, mahallenin tüm giriş çıkışında önlemler alırken Çevik Kuvvet mahalle girişinde barikat kurdu. Bu arada mahalle sakinlerinden bir grup Romanlar&#8217;ın evlerine yürümek isteyince arbede çıktı. Grupda bulunanlardan 50 yaşındaki Necati Çelik, başına isabet eden taşla yaralandı. Yaralı gelen 112 ambulansında ilk müdahalesi yapıldıktan sonra Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi&#8217;ne sevk edildi. </p>
<p>Çıkan kısa süreli arbede Sakarya Emniyet Müdürü Ali Bilkay ve mahallenin ileri gelenlerinin araya girmesi ile önlendi. Öfkeli grubu sakinleştiren Emniyet Müdürü Bilkay ve Erenler Belediye Başkanı Cavit Öztürk, mahalle sakinlerinin sorunlarını dinlemek üzere Artvin Yusufeliler Derneği&#8217;ne geçti. Mahalle sakinleri, Emniyet Müdürü Bilkay&#8217;a, Romanların çocuklarına tacizde bulunduklarını, evlerini taşladıklarını ve sürekli rahatsız ettiklerini öne sürdü. Emniyet Müdürü Ali Bilkay, mahallede gerekli güvenlik önlemlerinin alındığını söyledi. Mahalleye gelen Sakarya Valisi Hüseyin Atak, burada oturanların sorunlarını dinledi. Vali Atak, sorunların bir an önce çözüleceğini, suçluların cezalandırılacağını kaydetti. Vali Atak, Romanların bir evi taşlayarak yakmaya çalıştıklarını belirterek, &#8220;Daha sonra itfaiye aracını taşlamışlar. Vatandaşlarımızın Roman vatandaşlardan şikayetleri var. Bunları bakıp inceleyeceğiz. Burada önlemleri artıracağız. Gece devriye sayısını sıklaştıracağız&#8221; dedi. (dha)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berkbalcik.net/linc/2010/05/03/sakaryada-mahalleli-romanlar-ve-gerilim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Samsun&#8217;da yine gerginlik</title>
		<link>http://berkbalcik.net/linc/2010/04/13/samsunda-yine-gerginlik/</link>
		<comments>http://berkbalcik.net/linc/2010/04/13/samsunda-yine-gerginlik/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Apr 2010 17:46:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Berk Balçık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kürt hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Sol hareketler]]></category>
		<category><![CDATA[samsun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berkbalcik.net/linc/2010/04/13/samsunda-yine-gerginlik/</guid>
		<description><![CDATA[NTVMSNBC&#8217;nin 13 Nisan 2010 tarihli haberi. Trabzon&#8217;dan sonra Samsun. Bireysel hiddet ve siddet anlarının toplamına faşizm diyoruz. Samsun&#8217;da, kapatılan DTP&#8217;nin genel başkanı Ahmet Türk&#8217;e yapılan saldırıyı protesto için basın açıklaması yapmak isteyen grup ile bu kişilere tepki gösteren grup arasında yaşanan gerginlik, güvenlik güçlerinin girişimiyle büyümeden engellendi. AA Güncelleme: 18:48 TSİ 13 Nisan. 2010 Salı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>NTVMSNBC&#8217;nin 13 Nisan 2010 tarihli haberi. Trabzon&#8217;dan sonra Samsun. Bireysel hiddet ve siddet anlarının toplamına faşizm diyoruz.  </p>
<p>Samsun&#8217;da, kapatılan DTP&#8217;nin genel başkanı Ahmet Türk&#8217;e yapılan saldırıyı protesto için basın açıklaması yapmak isteyen grup ile bu kişilere tepki gösteren grup arasında yaşanan gerginlik, güvenlik güçlerinin girişimiyle büyümeden engellendi.</p>
<p>AA<br />
Güncelleme: 18:48 TSİ 13 Nisan. 2010 Salı</p>
<p>SAMSUN &#8211; Süleymaniye Geçidi&#8217;nde basın açıklaması yapmak isteyen bir grubun bulunduğu yere gelen başka bir grup, basın açıklaması yapmak isteyenlere tepki göstermeye başladı. </p>
<p>Kendilerine &#8221;Emek ve Demokrasi Güçleri&#8221; adını veren çeşitli sivil toplum kuruluşları adına basın açıklaması yapmak isteyen gruba tepki gösteren başka bir grup olay yerinde toplanmaya başladı. Bunun üzerine güvenlik güçleri, basın açıklamasını okumak isteyen grubu çember altına alırken, değişik yönlerden gelen karşıt görüşlüleri ise olay yerinden uzaklaştırmaya çalıştı. </p>
<p>Sözlü sataşma ve çakmak benzeri cisimleri birbirlerine atmaya çalışan grupları engellemeye çalışan güvenlik güçleri, muhtemel kavgayı önledi. </p>
<p>Olay yerine çağrılan takviye ekiplerin de desteği ile gruplar dağıtılırken, basın açıklaması yapmak isteyen gruptakiler polis kordonunda, yakında bulunan sendika ve parti binalarına giriş yaptı. </p>
<p>Bu arada, karşı gruptan bazı kişiler, Gazi Caddesi&#8217;nde bulunan TKP İl Örgütü’nün bulunduğu binanın camlarını taşladılar. </p>
<p>Çevrede bulunanlardan birinin üzerinde döner bıçağı bulunması üzerine bu kişi gözaltına alındı. Olay yerine gelen Emniyet Müdürü Muzaffer Erkan, grupları dağılmaları yönünde ikaz etti. İstiklal Marşı okuyan karşıt görüşteki grup uyarılar üzerine dağıldı. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berkbalcik.net/linc/2010/04/13/samsunda-yine-gerginlik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;Sosyal paylaşımla&#8217; gelen etnik gerilim</title>
		<link>http://berkbalcik.net/linc/2010/04/07/sosyal-paylasimla-gelen-etnik-gerilim/</link>
		<comments>http://berkbalcik.net/linc/2010/04/07/sosyal-paylasimla-gelen-etnik-gerilim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Apr 2010 06:33:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Berk Balçık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[tire]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berkbalcik.net/linc/2010/04/07/sosyal-paylasimla-gelen-etnik-gerilim/</guid>
		<description><![CDATA[Radikal gazetesinin 7 Nisan 2010 tarihli haberi. Ege bölgesinde son zamanlarda sık sık görülen linç girişimleri dikkat çekici. İZMİR &#8211; Tire ilçesinde Güneydoğulu bazı öğrencilerin Türk bayrağını yaktığı iddiası ortalığı karıştırdı. İddiaya göre, 200 kişinin bulunduğu Şehit Albay İbrahim Karaoğlanoğlu Lisesi&#8217;nin öğrenci pansiyonunda kalan Doğu ve Güneydoğulu üç öğrenci ile öğrenci olmayan Tireli üç genç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Radikal gazetesinin 7 Nisan 2010 tarihli haberi. Ege bölgesinde son zamanlarda sık sık görülen linç girişimleri dikkat çekici. </p>
<p>İZMİR &#8211; Tire ilçesinde Güneydoğulu bazı öğrencilerin Türk bayrağını yaktığı iddiası ortalığı karıştırdı. İddiaya göre, 200 kişinin bulunduğu Şehit Albay İbrahim Karaoğlanoğlu Lisesi&#8217;nin öğrenci pansiyonunda kalan Doğu ve Güneydoğulu üç öğrenci ile öğrenci olmayan Tireli üç genç arasında, önceki gün tartışma çıktı. Tartışma kısa sürede kavgaya dö- nüştü. Ardından akşam saatlerinde ilçede dedikodular yayılmaya başladı.<br />
Şehit Albay İbrahim Karaoğlanoğlu Lisesi&#8217;nin öğrenci pansiyonunda kalan Doğu ve Güneydoğulu öğrencilerin PKK sempatizanı olduğu, yurtta Türk bayrağı yaktıkları iddiası ortalıkta dalaşmaya başladı. Sosyal paylaşım sitesi Facebook kanalıyla Tire&#8217;de iyice yayılan söylenti ortalığı karıştırdı.<br />
İddiaları duyup toplanan ve çoğunluğu gençlerden oluşan yaklaşık 50 kişi saat 22.30 sıralarında, ellerinde Türk bayrakları ile  sloganlar atarak lisenin öğrenci pansiyonuna girmek istedi. Ancak pansiyon binasının  200 metre önünde güvenlik önlemi alan polis, göstericilerin içeri girmelerini zaman zaman biber gazı kullanarak engelledi. Daha sonra olay yerine gelen Kaymakam Hüseyin Ergi ile İlçe Emniyet Müdürü Hüseyin Demirel öfkeli kalabalığı yatıştırdı. Yetkililer tüm iddiaların araştırıldığını, olayın birkaç kişi arasında yaşanan ağız dalaşı ve kavgadan başladığını söyledi. Öğrenci pansiyonu önünde İstiklal Marşı okuyan grup, daha sonra olaysız dağıldı.<br />
Bayrak yakıldığı iddiası okul ve ilçe yöneticilerince kesin bir dile yalanlandı. Tehlikeli gerginlik büyümeden önlenirken ilçede gözaltına alınan olmadı. (dha)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berkbalcik.net/linc/2010/04/07/sosyal-paylasimla-gelen-etnik-gerilim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;Duyarlı vatandaş&#8217; linçten yargılanıyor</title>
		<link>http://berkbalcik.net/linc/2010/03/30/duyarli-vatandas-lincten-yargilaniyor/</link>
		<comments>http://berkbalcik.net/linc/2010/03/30/duyarli-vatandas-lincten-yargilaniyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 31 Mar 2010 01:36:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>M. Berk Balçık</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berkbalcik.net/linc/?p=86</guid>
		<description><![CDATA[Radikal&#8217;in 30 Mart 2010 tarihli haberi. İSTANBUL &#8211; Trabzon&#8217;da, bir grup TAYAD üyesine yönelik uygulandığı 2004 yılından beri en az 50 kere yinelendiği halde hiçbir yasal işlem yapılmayan linç girişimleriyle ilgili bilinen ilk dava, Edirne&#8217;de açıldı. Beş sanığa &#8216;İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engellemek&#8217; suçuyla üç yıla kadar hapis cezası isteniyor. İlk duruşmada mağdurlar, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Radikal&#8217;in 30 Mart 2010 tarihli haberi. </p>
<p>İSTANBUL &#8211; Trabzon&#8217;da, bir grup TAYAD üyesine yönelik uygulandığı 2004 yılından beri en az 50 kere yinelendiği halde hiçbir yasal işlem yapılmayan linç girişimleriyle ilgili bilinen ilk dava, Edirne&#8217;de açıldı. Beş sanığa &#8216;İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engellemek&#8217; suçuyla üç yıla kadar hapis cezası isteniyor. İlk duruşmada mağdurlar, haklarında ayrı bir soruşturma yürütülen polisleri işaret etti: &#8220;Etrafımıza 30 -40 kişilik grup toplanarak slogan atmaya başladı. Arkadaşlarımız polise &#8216;Demokratik hakkımızı kullanıyoruz, bize saldıracaklar&#8217; dediler. Polisler &#8216;Onlar da demokratik haklarını kullanıyor&#8217; dedi. Etraftaki kişiler polisin çemberi açmasından istifade edip üzerimize saldırdı&#8230;&#8221;</p>
<p>Soruşturmayı yürüten Savcı Fahri Mutlu Tosun, linç girişimine katıldıkları kamera kaydıyla belgeli 44 yaşındaki Tunay F., 26 yaşındaki Aytaç G. ve Varol A., 25 yaşındaki Alp Timuçin K. ile 24 yaşındaki Sencercan K. hakkında dava açtı. İddianamede, eylemcilerin 27 Aralık 2009&#8242;da Saraçlar Caddesi&#8217;nde, arkadaşlarının tutuklanmasını protesto için toplandıkları anımsatılarak, saldırganların &#8216;basın açıklaması yapmak ve imza toplamak isteyen müştekilere tekme ve yumruk vurarak engellediği&#8217; belirtildi. Polisin de şiddet uyguladığı iddiasıyla ilgili de polis görevlileri hakkında &#8216;nüfuzunu kötüye kullanarak yaralama ve görevi kötüye kullanma&#8217; suçundan bir ayrı soruşturma açıldı.</p>
<p>&#8216;Bunları istemiyoruz&#8217;</p>
<p>İlk duruşma, Edirne 2. Asliye Ceza Mahkemesi&#8217;nde 18 Mart 2010&#8242;da görüldü. Dört mağdur ve iki sanık duruşmaya katıldı. Mağdurlar sanıkları teşhis ederken, polisin &#8216;ihmaline&#8217; de değindi:</p>
<p>Gamze Yıldız: Arkadaşlarımızın haksız olarak tutuklandıklarını anlatıyorduk. Etrafımıza 30- 40 kişi toplanıp &#8216;Edirne&#8217;de bunları istemiyoruz, Edirne halkı uyuma&#8217; diye slogan atmaya başladı. Arkadaşlarımız polisin yanına gitti. &#8216;Biz demokratik hakkımızı kullanıyoruz, bize saldıracaklar&#8217; dediler. Polisler &#8216;Onlar da demokratik haklarını kullanıyorlar, bir şey yapamayız&#8217; dedi. Etrafta birçok polis vardı. Slogan atanlar polisin çemberi açmasından istifade edip saldırdı.</p>
<p>Hafize Akyıldız: Polis etrafımızda kordon yaptı. Fakat daha sonra kordonu açınca insanlar üzerimize saldırdı. Bir süre sonra polis müdahale etti ve bizi gözaltına aldı. Önce Saraçlar çıkışında bırakacaklarını söylediler, sonra gözaltı işlemi uyguladılar.</p>
<p>Umut Kolkıran: Etrafta sivil polis olan bazı kişiler üzerimize geleneri kışkırtarak bize yönlendirdi ve üstümüze saldırdılar.      </p>
<p>Tesadüfen linç!</p>
<p>Sanık Varol A., olay yerine tesadüfen gittiğini savunarak, &#8220;Yasadışı örgüt gelmiş slogan atıyor&#8217; dediler. Şahısları görmedim, kimseye vurmadım. Edirne&#8217;de birçok kişi oradaydı. Onların içinde tesadüfen bulunuyordum. Birçok kişi slogan atınca ben de attım&#8221; dedi. </p>
<p>Sencercan K., ise o gün nişanlısına hediye almak için gittiği Saraçlar&#8217;da kalabalık arasında kaldığını öne sürdü.</p>
<p>Edirne&#8217;de 17 Aralık 2009&#8242;da Trakya Üniversitesi öğrencisi ve Edirne Gençlik Derneği (EGD) üyesi iki genç, &#8216;terör örgütü propagandası&#8217;ndan tutuklandı. &#8216;Hayata Dönüş Operasyonu&#8217; ile ilgili bir davetiye ile &#8220;Parasız eğitim istiyoruz&#8221; yazılı bildiri &#8216;kanıt&#8217; sayıldı. Daha sonra bir kişi daha tutuklandı.</p>
<p>Tutuklamaları 27 Aralık&#8217;ta Saraçlar Caddesi&#8217;nde protesto için buluşan EGD&#8217;liler &#8220;İncirlik kapatılsın&#8221; ve &#8220;Amerika defol demek suç değildir&#8221; diye slogan attı, arkadaşlarının bırakılması için imza topladı. Polisler nedense eylemcileri uyarma gereksinimi hissetmişti:</p>
<p>&#8220;S.F.&#8217;ye uygun bir dille &#8216;Konuyu fazla uzatmamaları, vatandaşların tepki koydukları konusunda ikaz edilmiş ancak ısrarla devam etmişler, kalabalıktan 10 kişi &#8216;Aponun piçleri yıldıramaz bizleri&#8217; diye sloganlar atılmış, &#8216;Polis olarak görevimizin başındayız. Provakasyona gelmeyin&#8217; diye ikazlar yapılmış ancak kalabalık, grubu PKK&#8217;lı sanıp bir anda tahrik olmuş.&#8221;</p>
<p>Polis eylemcileri suçladı</p>
<p>Polise göre asıl suçlu, eylemcilerdi: &#8220;Sekiz eylemci polis aracına bindirilmek istenmiş ancak şahıslar polisi ve vatandaşları tahrik eder söz ve davranışlarını sürdürmüşlerdir.&#8221;<br />
Sekiz genç, &#8216;linç edilmelerini engellemek&#8217; için gözaltına alındı. Tutanakta, &#8216;vatandaş grubu&#8217; denilen linççilerle ilgili ise yapılan işlem şu oldu: &#8220;Tahrik olan kalabalığın sakinleştirilmesi için ikazlar yapılmış ancak ciddi şekilde tahrik olan kalabalık yoğun uğraş sonucu sakinleştirilip dağılmaları sağlanmış.&#8221;</p>
<p>Gözaltına alınan sekiz gençten ikisi de daha sonra tutuklanırken, halen cezaevinde olanların sayısı beşe çıktı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berkbalcik.net/linc/2010/03/30/duyarli-vatandas-lincten-yargilaniyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

