Norveç’te olanlar üzerine

Norveç’te olanları sadece kafayı sıyırmış, silah meraklısı manyağın önlenemez çılgınlığı olarak görmemek gerekiyor. Öldürme yöntemine ve kurbanların sayısına bakıp ABD’de daha önce meydana gelen “apolitik” katliamlarla da karıştırmamak gerekiyor. Guardian’da yayınlanan bu yazıda da belirtildiği üzere Avrupa’da yükselen aşırı sağ artık gözardı edilemez. Aşırılık elbette kuramsal olarak oldukça sorunlu bir kavram, “normal olan sağ” gibi epeyce ideolojik bir paradigma saklı içinde. Yine de çok-kültürlülük, İslamî tehdit, küresel kültürlerin oluşumu gibi epeyce meseleyi tekrar tekrar masaya yatırmamıza yol açacak Norveç’teki beklenmedik olay.

Herkes El Kaide’yi beklerken karşımıza çıkan beyaz bir Hristiyan olunca, Kelvin Aurosan’ın dediği gibi “bir deli adamı” tarif etmeye başladı medya. Siyasi açıdan itinayla incelenmesi gereken vakaların bir sapma, bir sapkın işi olarak gösterilmesi pek nadir değil. Charlie Chaplin bile Hitler’i betimlerken bu gölgeyi kaldıramamıştı.

Matthew Goodwin’inki gibi çözümlemelere bizim de ihtiyacımız var, her linç girişiminin provokasyon ve ‘deli’kanlılık heyecanıyla açıklandığı bu topraklarda.

Bir Cevap Yazın