Alex Callinicos’tan

marksist.org sitesinde 05 Temmuz 2010 Pazartesi tarihinde yayınlanan yazı.

Marxism 2010: Bozuk bir sistemin onarımı

Dünyanın önde gelen antikapitalist düşünürlerinden biri olan Alex Callinicos, İngiltere’de yayınlanan Guardian gazetesine yazdığı makalede Londra’da sürmekte olan Marksizm 2010 toplantılarını anlattı. Socialist Worker Party üyesi Callinicos günümüzde marksistlerin yürttüğü tartışmaları özetliyor.

Finans kriziyle birlikte Marksist düşünceler yeniden güçleniyor ve Londra’da önde gelen isimler düşüncelerin nasıl eyleme dönüşeceğini tartışıyor.

Geçen hafta sonu Ken Coates’in ölümü radikal solda bir başka güçlü ve seçkin bir sesin daha susmasına yol açtı. Geçen son bir yıl 1968 kuşağının en önde gelen birçok Marksist aydınını bizden aldı: Giovanni Arrighi, Jerry Cohen, Peter Gowan ve benim için özellikle acı verici olan Chris Harman ve Daniel Bensaid. Muhafazakârlar ve liberallerin sözde ideolojiden arınmış dünyalarında, bu kişilerin ölümlerinin entelektüel ve siyasi bir gelenek olarak Marksizm’de çok daha büyük bir düşüşe işaret ettiği sonucuna varmaları cazip gelecektir.

Oysa bunun gerçeklikle hiç alakası yok. Artık doğuştan miyop olan finans piyasaları bile kapitalizmin tamamen bozuk bir sistem olduğu gerçeğini görmeye başladı. Keynes’çi ekonomist Paul Krugman, birkaç gün önce şunları yazıyordu: “Korkarım şu an itibariyle, 19’uncu yüzyılın sonunda ve 1930’larda yaşananların ardından, bir üçüncü depresyon döneminin ilk aşamasındayız.” Marks, kendi entelektüel projesini ekonomi-politiğin eleştirisi olarak tanımlamıştı. Dolayısıyla Marksizm, kapitalizmin dinamiklerinin bir anlam ifade ediyor olması ve bu dinamiklerden kurtulmanın bir yolunu sunabilme yeteneğine bağlı olarak yaşayacak veya ölecektir.

Gerçekten de Marksist ekonomistler küresel krizin istikametinin izlenmesi ve nedenlerinin analizi bakımından ön sıralarda yer aldı. Geçen bir yıl içinde Chris Harman’ın “Zombie Capitalism”, David Harvey’in “The Enigma of Capital” ve benim “Bonfire of Illusions” adlı kitaplarımız kriz hakkında genel manzarayı ortaya koydu. Londra’da kurulu Doğu ve Afrika Çalışmaları Okulu’ndan Costas Lapavitsas ve Para ve Finans Araştırmaları grubundan genç akademisyenler Euro Bölgesi krizini açıklamak ve Yunanistan gibi ülkeler açısından radikal alternatif politikalar sunmak bakımından öncü bir rol üstlendi.

Bu araştırma faaliyetlerine, artık İngilizce konuşan akademik çevrelerde oldukça görünür bir hale gelen, gençler arasında Marksizm’e olan ilgilinin yeniden canlanması eşlik etti. David Harvey nisan ayından kitabının tanıtımı için Londra’ya geldiğinde, her birine yüzlerce kişinin katıldığı yarım düzine kadar toplantıda konuşmacı oldu. Bu toplantılardan biri de benim çalıştığım okulda, pek de geleneksel devrimci bir odak olmayan King’s College London’da gerçekleşti. Toplantı, okulun giderek güçlenen ve geçen kasım ayında Financial Times gazetesi yazarlarından Martin Wolf ile benim aramda gerçekleşen, kapitalizmin geleceğine dair yapılan tartışma toplantısını da desteklemiş olan Marks’ın Kapital’ini Okuma Grubu tarafından da desteklendi.

1990’ların ortalarında bir grup genç akademisyen tarafından kurulan Tarihsel Materyalizm (Historical Materialism) dergisi, Marksizm’in akademik çevrelerde yeniden popüler olmasının başlıca etkenlerinden biri oldu. Her yıl kasım ayında Londra’da gerçekleşen yıllık konferansları 500’den fazla katılımcıyı cezp ediyor ve artık Toronto ve New York’ta kurulmuş olan benzer gruplar da söz konusu.

Ancak Marksizm kuşkusuz her zaman tek başına daha iyi teoriler geliştirmenin ötesinde, aynı zamanda Coates, Harman ve Bensaid gibi şahsiyetlerin mücadeleci yaşamlarının bize kanıtladığı gibi, bu teorileri özgürlükçü siyasi pratiklere bağlama çabasıyla birlikte var oldu. Londra, bu çabalar için önemli bir alan açıyor. Bugünden itibaren Londra’nın merkezinde başlayacak olan beş günlük bir Marksizm 2010 festivali gerçekleşecek.

Sosyalist İşçi Partisi tarafından örgütlenen bu sosyal düşüncelerin paylaşıldığı forum, 1977’den bu yana her yıl düzenleniyor ve bu yıl dört binden fazla katılımcı bekleniyor. Çok sayıda heyecan verici entelektüel düzeyi yüksek toplantı olacak: Tarık Ali İslamofobi, Slavoj Zizek, John Holloway ve ben komünist fikirler, Hester Eisenstein, Judith Orr ve Nina Power ise yeni cinsiyetçilik üzerine konuşacak. Bunların yanı sıra bir dizi sol düşünce sahibi yetenek de yer alacak: Tony Benn, Eamonn McCann, Gareth Peirce, Steven Rose, Michael Rosen, Sheila Rowbotham ve Guardian gazetesinden Gary Younge.

Ancak farklı oturumlar arasında koşuşturmanın entelektüel yanı dışında, pratik bir anlamı da olacak. Kemer sıkma politikaları tüm Avrupa’ya yayılırken, muhafazakâr-liberal koalisyon 1980’lerde Margaret Thatcher’in bile hayal edemeyeceği boyutlarda sado-monetarizmi yeniden keşfeder görünüyor. Marksist sol entelektüel düzeyde yeniden güçleniyor. Ancak Marksizm’in karşı karşıya kalacak asıl sınav siyasi düzeyde olacak: Marksizm, koalisyonun kamu sektörü ve yoksulları mahvedecek olan planlarına karşı etkin bir direniş örgütleyebilecek mi? Yunanistan’daki eylemler yeni liberal şok tedavinin nasıl toplumsal isyanlara yol açabileceğini gösteriyor. Marksizm’in geleceği asıl olarak bu başkaldırıların ne boyutta gelişeceği ve hangi siyasi istikamete yöneleceğine bağlı.

Alex Callinicos – Guardian

Bir Cevap Yazın