Tanrı soyumuzu korusun!

http://static.open.salon.com/files/sperm_bank1253078281.jpgSağlık Bakanlığı, geçenlerde yayınladığı yönetmelikle soyumuzu korumanın dahiyane bir yolunu keşfettiğini duyurdu. Türkiye’de yasak olan, ancak yurtdışında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının hizmet alabildiği sperm ve yumurta bankalarından faydalanmayı ve buna teşviki yasakladı. Yasa metninde açıkça belirtilmese de (ki ilgili hükümler aşağıda verilmiştir), yönetmeliğin mimarı Doç. Dr. İrfan Şencan amacın “soyu korumak olduğunu” ilan etmiş. “Ama” demiş, “Türk soyu ya da Laz soyu değil. Soyu korumak derken ‘atası’ anlamında”.

Gittikçe kirlenen kanımızın bu tür girişimlerle korunmaya çalışılması takdire şayan açıkçası. Geçmişte böyle bir terbiyesizlik yapan “bayan”lardan birinin dediği gibi, aslında bu işi etraflıca ele alıp, Türk soyundan olanların (ki bunların kimler olduğu çok açıktır), yabancılarla evlenmelerini ve işbu yabancıların ülkemizde turizm kisvesi altında soydaşlarımızı (atadaşlaarımız anlamında) ayartmaya çalışmaları da engellenmelidir. Daha önceleri de kan bağışı adı altında genetik kodumuzu dış mihraklara peşkeş çekenlere, deprem yardımı adı altında asil kanımıza el kanı karıştırmaya çalışanlara sıkça rastladık, ama o zamanın duyarlı politikacıları sayesinde bu ihanet şebekeleri deşifre edildi.

Bir kısım iç mihrakın, yok efendim “bu ırkçılıktır”, yok efendim “hani insan hakları”, aman efendim “kadının bedeni üzerinden siyaset yapıyorlar” çığırtkanlığı şimdiden başladı. Kimler tarafından yönlendirildikleri ayan beyan ortada olan bu kişiler, soyumuzu (atalarımız anlamında) korumanın daha iyi bir yöntemini keşfetmişlerdir de, devletimiz mi bilmiyor? Nasıl ki köpeklerin, atların, insan keyfi için doğal seçilimi yeniden düzenlenen hayvanların varlığı normalse, her soyun (atası anlamında) da seceresinin bilinir olması gerekiyor. Netekim bu itinalı çabalar sonucu bugün hepimiz birbirimize benziyoruz, soy olarak (atası manasında) tertemiz bir sicil sahibiyiz.

Aşağıda Milliyet gazetesinden alıntılanmış haber ve sonrasında ise Resmi Gazete’nin 6 Mart 2010 tarihli sayısında yayınlanan “Üremeye Yardımcı Tedavi Uygulamaları ve Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezleri Hakkında Yönetmelik” metninin ilgili hükümleri mevcut.

Öğrencilerime Siyasal İdeolojiler dersi için olası ödev konuları da bu hayırlı vesilelerle ortaya çıkmaya başlıyor:

1- Soy nedir? Atası anlamında açıklayınız?
2- Irkçılık nedir? Yönetmelik manasında açıklayınız?
3- Türkiye’de ırkçılık var mıdır? “Camdan bakan Arap kızı”, “yamyam Afrikalı futbolcu”, “korkak anlamında Yahudi”, “asil kan”, “rum (ermeni de olur) dölü” gibi deyimler eşliğinde açıklayınız.


Bankadan bebek yapana hapis!
Milliyet, 16 Mart 2010Sağlık Bakanlığı, yurtdışındaki sperm bankalarını kullanarak hamile kalanlara ve çiftleri yönlendiren doktorlara 3 yıla kadar dava açacak

MİTHAT YURDAKUL Ankara – MESUT YILMAZ – AYŞEGÜL AYDOĞAN ATAKAN İstanbul

Sağlık Bakanlığı, çocuğu olmayan çiftlerin, yurtdışındaki sperm bankaları yoluyla çocuk sahibi olmasının önünü kesti. Bakanlığın yayımladığı yönetmelikle, “yurtdışındaki merkezde bağışlanan spermle hamile kalan kadın, bağışta bulunan ile bu merkezlere hastalarını yönlendiren doktor” sorumlu tutulacak. Bu kişiler hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılabilecek.  Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdürü Doç. Dr. İrfan Şencan, amacın “soyu korumak” olduğunu belirterek, “Türk soyu ya da Laz soyu değil. Soyu korumak derken ‘atası’ anlamında” dedi.
Resmi Gazete’de 6 Mart’ta yayımlanan Üremeye Yardımcı Tedavi Uygulamaları ve Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezleri  Yönetmeliği’ne göre, “donör” (verici) ile hastalarını yurtdışındaki sperm nakil merkezlerine yönlendiren “doktor” da sorumlu tutulacak.
Yurtdışındaki sperm nakil merkezlerine vatandaşları yönlendiren doktorların tüp bebek sertifikaları iptal edilecek. Yönlendirme veya aracılık yapan klinik, ilk seferinde 3 ay, aynı eylemi ikinci kez yaparsa süresiz kapatılacak.

Hıristiyan ülkelerinde de böyle
Şencan, Milliyet’e yaptığı açıklamada, mimarlarından biri olduğu yönetmelikteki hükümlerin TCK’nın 231. maddesinin uygulanmasına ilişkin olduğunu, buradaki “soy” ifadesinin “ırk” anlamına gelmediğini belirterek, “Türk soyu ya da Laz soyu değil. ‘Soyu korumak’ derken ‘atası’ anlamında” dedi.  Şencan, pek çok batı ülkesinde de “yabancı erkeklerin bağışladığı spermle hamile kalma”nın yasak olduğunu savunarak, “Hıristiyan ülkelerinde de böyle. Yönetmelik, kayıt içi veya kayıt dışı yapıların, yurtdışına adaylar (anne adayları) yönlendirmesini yasaklamayı içine alıyor” diye konuştu. Şencan, bir kadının kocası olmayan bir erkeğin spermiyle Türkiye topraklarında da hamile kalamayacağını vurguladı.
Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Genel Başkanı Prof. İsmail Mete İtil, yurtdışı kaynaklı spermle hamile kalmanın çok yaygın olmadığını söyledi. Çocuk sahibi olmanın insan hakkı olduğunu vurgulayan İtil, yabancılarla evlenen kadınların olduğuna işaret ederek, herkesin kökenini araştırmanın olanaksız olduğunu belirtti.

Kesin tespit için DNA testi
Yönetmelik, tüp bebek merkezlerinde şaşkınlık yarattı. Centrum Kadın Sağlığı ve Tüp Bebek Merkezi Klinik Direktörü Prof. Dr. Recai Pabuççu, yurtdışındaki merkezlere yönlendirmenin ancak şikâyet üzerine tespit edilebileceğini belirterek, “Kesin tespit için, anne, donör ve çocuktan DNA örneği almak lazım” diye konuştu.

KKTC’de nakil
Ankara Tüp Bebek Merkezi Üremeye Yardımcı Tıp Merkezi Sorumlusu Doç. Dr. Kubilay Vicdan, sperm bağışına ihtiyaç duyan hastaların yönetmelikten önce çoğunlukla KKTC’ye gittiğini, buradaki altı tane tüp bebek merkezinin başka ülkelerdeki bankalardan sperm temin ettiğini söyledi.

Bankadan sperm alanlar rahatsız
Yönetmelik nedeniyle gözler, sperm bankası yöntemiyle üç yıl önce “Kayra” adında bir erkek çocuk dünyaya getiren Leyla Bilginel ile geçen yıl sonu “Süreyya” ismini verdiği bir kız çocuğu sahibi olan Güner Özkul’a çevrildi. Konuyla ilgili tartışmalarda sürekli isimlerinin gündeme gelmesinden rahatsızlık duyduklarını vurgulayan iki oyuncu, şunları söyledi:

LEYLA BİLGİNEL: “Böyle saçma bir şey duymadım. Son derece mantık dışı. Bu yönetmelik, Türk soyunu koruma amacıyla yapılıyorsa eğer, o zaman Türklerin yabancılarla evlenmesine de yasak koysunlar. Böyle şeylerle soyumuz korunmaz.”

GÜNER ÖZKUL: “Bu konuda görüş vermek istemiyorum. Alnıma sürülmüş kara leke gibi, bu konuda sürekli benim adım gündeme getiriliyor. Ben yaptığım zaman yasak değildi, yaptım. Şimdi olsa yasaları çiğnememek için yapmazdım.”

‘Verilen ceza insan haklarına aykırı’
Sağlık Bakanlığı’nın “soyu korumak” gerekçesiyle yurtdışından sperm veya yumurta alarak hamile kalmayı yasaklayan yeni yönetmeliği hakkında Uzmanların görüşleri şöyle:

Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil: “Yumurta ve sperm nakli zaten Türkiye’de yasak. Yönetmeliğin getirdiği hapis cezası ise çok ağır bir yaptırım. Hastaların çok az bir kısmı yurtdışındaki sperm ya da yumurta bankalarından nakile gidiyorlar. Sadece bu yolla gebe kalabilecek bir nüfus var ve bunların şansı da azalmış oluyor. Dünya bireysel hak ve özgürlüklerin genişlemesi yolunda ilerlerken bizde nesebimiz bozuluyor gibi bir gerekçeyle hapis cezasına varan yaptırımlar öneriliyor.”

Üreme Tıbbı Derneği Başkanı Prof. Dr. Timur Gürgan: “Bakanlık tüp bebek tedavilerinin bir bütün olduğunu göz önünde bulundurarak Türkiye’de yasak olan bir şeyi yönlendirmenin doğru olmadığına karar vermiş. Ancak insan hakları ve çocuk sahibi olmak açısından konuya bakarsanız kişi yurtdışında gebe kalıp gelebilir. Yurtdışına gitmiş kendi isteğiyle ya da karı kocanın isteğiyle kişisel haklarıyla donasyan yapmış gelmiş. Doğurduktan sonra donasyon yaptırdı diye DNA testi mi yapılacak? Donasyon yaptırdığı ortaya çıkarsa çocuğunu alıp ‘hapse gir’ mi diyeceksiniz? Bu insan haklarına aykırı.”

Türk Alman Jinekoloji Vakfı Başkanı Prof. Dr. Cihat Ünlü: “Çok sayıda kişi donasyonu kendiliğinden, serbestçe yaptırabilir. Devlet bunu takip edemez. Hekimlere ‘hastaları yurtdışına göndermeyin’ diyor. Ama hasta internet ya da başka kaynaklardan bu bilgilere ulaşabiliyor. Bizim yönlendirmemize ihtiyaçları yok. Partneri olmayan kadınlar yumurtalarını dondurarak daha sonra bu yumurtalarıyla hamile kalabilirler.”

Yurtdışında nasıl uygulanıyor?
Bağış spermle hamile kalmak isteyen kadınlar, yurtdışındaki bir tüp bebek merkeziyle bağlantıya geçiyor. Bu esnada kadınlar, Türkiye’deki bir merkezde yumurtalıkları ile ilgili 10-15 gün süren işleme tabi tutuluyor. Daha sonra yurtdışındaki merkeze giden kadınlara, başvurularında verilen bilgilerine uygun genetik özellikteki sperm ekimi yapılıyor. Merkezin bulunduğu ülkede sperm bankası bulunmuyorsa, en yakın ülkeden temin edilerek uygun şartlar altında naklediliyor. Sperm ekilen kadın, doğumunu tercihine göre Türkiye ya da merkezin bulunduğu ülkede yapabiliyor.

‘Seçim hakkı engellenemez’
Nilüfer Narlı (Sosyolog): Böyle   yasaklamalarla insanların çocuk yapacağı kişiyi seçmesi engellenemez. Tarihimize baktığımızda, devşirme kültürü olduğunu görüyoruz. Birçok padişahın annesi yabancı. Yaşadığımız coğrafya göç yollarının üzerinde. Değişik bölgelerden göçle gelenleri her zaman kabul ettik. Arındırıcı yaklaşımın Türk kültüründe yeri olamaz. Biz tarih boyunca kozmopolit bir popülasyona sahip bir toplum olduk.


Üremeye Yardımcı Tedavi Uygulamaları ve Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezleri Hakkında Yönetmelik‘tenÜYTE uygulamaları ile ilgili yasaklar

MADDE 18 – (1) Bu Yönetmelik ile gösterilen vasıf ve şartlara aykırı olarak, izin belgesi alınmadan tabipler ve diğer şahıslar tarafından ÜYTE yöntemlerinden kontrollü overyan hiperstimülasyon (KOH) takipleri yapılması, invitro fertilizasyon (İVF) ve mikro enjeksiyon (ICSI) uygulama için hasta hazırlamak üzere özel yerler açılması veya bulundukları yerlerin bir bölümünün bu uygulamaya tahsis edilmesi yasaktır. Bu tür faaliyet gösterilen yerlerin faaliyeti valilikçe derhal durdurularak ilgililer adli yönden işlem yapılmak üzere cumhuriyet savcılığına bildirilir.

(2) Merkez sahipliği veya üçüncü şahıslar tarafından; şube, irtibat bürosu ve benzeri isimler altında veya belirli merkez veya merkezlere hasta temini amacıyla bir yer açılması yasaktır. Bu tür faaliyet gösteren yerler valiliklerce derhal kapatılarak bu yerlerden hasta kabul eden merkezlerin 30 gün süre ile yeni başvuru kabulü durdurulur.

(3) Çalışma izni olmayan kişilerce merkezlerde hiçbir uygulama yapılamaz. Yapıldığının tespit edilmesi durumunda bu Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek- 10’ da belirtilen denetim formuna göre işlem yapılır.

(4) Kendilerine ÜYTE uygulanacak eşlerden alınan yumurta ve spermler ile bunlardan elde edilen embriyoların bu Yönetmelikle belirlenen esaslar dışında her ne maksatla olursa olsun bulundurulması, kullanılması, nakledilmesi ve satılması yasaktır. Bu yasağa uymadığı tespit edilen merkezlerin faaliyetleri ile merkez dışında aynı faaliyetlerde bulunan yerlerin faaliyeti valilikçe derhal durdurulur.

(5) ÜYTE uygulanacak eşlere sadece kendilerine ait üreme hücreleri uygulanır. Herhangi bir şekilde donör kullanılması, donör kullanılarak embriyo elde edilmesi, adaylardan alınan yumurta ve spermler ile elde edilen embriyoların başka adaylarda, aday olmayanlardan alınanlar da adaylarda kullanılması ve uygulanması yasaktır. Bu yasaklara aykırı olarak elde edilen gebeliklerin herhangi bir aşamada tespit edilmesi durumunda, merkez süresiz kapatılarak bu işlemi yapan kişilerin sertifikaları iptal edilir ve ilgili tüm çalışanların da süresiz olarak ÜYTE merkezlerinde çalışmalarına izin verilmez.

(6) Yurt içinde veya yurt dışındaki ÜYTE uygulaması yapan yerlere beşinci fıkradaki işlemler için Yönetmeliğe aykırı olarak hasta sevk etmek, yönlendirmek, teşvik etmek ve bu konularda aracılık etmek gibi eylemlere katılan merkezler ve/veya merkez personellerinin tespiti halinde ilkinde üç ay, tekrarında süresiz olarak merkezin faaliyetine valilikçe son verilir. Merkez personeli olmamakla birlikte bu hususlarda aracılık ettiği tespit edilen kişi ve kişilerin varsa sertifikaları Bakanlıkça iptal edilir.

(7) (4), (5) ve (6) ncı fıkralarda belirtilen hususlara aykırı uygulama yapıldığının herhangi bir aşamada tespit edilmesi halinde, bu uygulamayı yapan, hasta sevk eden veya aracılık eden kişiler ile gebe kalan kişi ve donör cumhuriyet savcılığına bildirilir.

(8) İstenmeyen durum olan, anne ve çocuk sağlığını riske eden çoğul gebeliklerin önlenmesi esastır. Bu kapsamda;

a) ÜYTE yöntemlerinden biri olan klasik ovulasyon indiksiyonu ile 2 (iki) den fazla folikül gelişmemesi hedeflenmelidir. Çoğul gebeliklerin önlenmesi için üç veya daha fazla folikül gelişmesi halinde artifisyel inseminasyon işlemi yapılması yasaktır.

b) Merkezlerde ÜYTE uygulamasında birden fazla embriyo transfer edilmemesi esastır. Ancak, 35 yaşa kadar birinci ve ikinci uygulamada tek embriyo, üçüncü ve sonraki uygulamalarda iki embriyo, 35 yaş ve üzerinde tüm uygulamalarda en fazla iki embriyo transfer edilebilir.

Bu yasaklara aykırı hareket eden merkezlerin ilk tespitte 3 ay, ikinci tespitte 6 ay yeni başvuru kabulü durdurulur. Aykırılığın devam etmesi halinde merkezin ruhsatı/izin belgesi ve ÜYTE ünite sorumlusunun sertifikası iptal edilir.

(9) Cinsiyetle ilgili ciddi bir kalıtsal hastalıktan kaçma hali hariç, doğacak çocuğun cinsiyetini belirleme amaçlı gonad ve/veya embriyo seçimi ve transferi yapılamaz. Bu durumun tespiti halinde merkezin ruhsatı/izin belgesi ve merkez ÜYTE ünite sorumlusunun sertifikası iptal edilir.

(10) ÜYTE teknikleri kullanılarak oluşan çoğul gebeliklerde embriyonal ya da fetal redüksiyon yapılamaz. Ancak tıp fakültesi hastaneleri ve Bakanlığa bağlı eğitim hastanelerinden alınan durum bildirir heyet raporuna göre redüksiyon işlemi yapılabilir. Tıbbi endikasyonu belgelemeden redüksiyon yapan merkezlerin üç ay süre ile yeni başvuru kabulü durdurulur. Tekrarı halinde merkezin ruhsatı/izin belgesi iptal edilir.

(11) Aşağıda belirtilen tıbbi zorunluluk halleri dışında üreme hücreleri ve gonad dokularının saklanması yasaktır. Üreme hücreleri ve gonad dokularının saklanmasını gerektiren tıbbî zorunluluk halleri şunlardır.

a) Erkeklerde;

1) Cerrahi yöntemlerle sperm elde edilmesi halinde,

2) Kemoterapi ve radyoterapi gibi gonad hücrelerine zarar veren tedaviler öncesinde,

3) Üreme fonksiyonlarının kaybedilmesine yol açacak olan ameliyatlar (testislerin alınması vb.) öncesinde,

4) Çok az sayıda sperm olması (kriptozoospermi) durumunda.

b) Kadınlarda;

1) Kemoterapi ve radyoterapi gibi gonad hücrelerine zarar veren tedaviler öncesinde,

2) Üreme fonksiyonlarının kaybedilmesine yol açacak olan ameliyatlar (yumurtalıkların

alınması gibi operasyonlar) öncesinde,

üreme hücreleri ve gonad dokuları, bu materyallerin güvenliği açısından verici adaya ait DNA analizi ile birlikte saklanır. Bu fıkranın (a) bendinin (1) ve (4) numaralı alt bendlerinde belirtilen tıbbi zorunluluklar nedeniyle sperm veya testis dokusunun saklanması durumunda, dondurulma tarihinden itibaren 90 gün içinde DNA analizi aranmaz. Bu süreyi aşması halinde DNA analizinin bulunması gereklidir. Saklama süresinin bir yılı aşması halinde her yıl dokuların/hücrelerin saklanması için kişi mutlaka başvuruda bulunarak rızasının devam ettiğini ifade eden imzalı dilekçesini vermelidir. Dondurulan üreme hücreleri ve gonad dokuları, alınan kişinin yıllık protokol yenilememesi, isteği ve ölümü durumlarında müdürlükte kurulacak komisyon tarafından tutanak altına alınarak imha edilir. Bakanlıkça elektronik kayıt sistemi oluşturulması halinde merkezde saklanan üreme hücreleri ve gonad dokularına ilişkin bilgiler bu sisteme kayıt edilir.

(12) Adaylardan fazla embriyo elde edilmesi durumunda eşlerden her ikisinin rızası alınarak embriyolar dondurulmak suretiyle saklanır. Saklama süresinin bir yılı aşması halinde her yıl embriyonun saklanması için çiftler mutlaka başvuruda bulunarak taleplerinin devam ettiğini ifade eden imzalı dilekçelerini vermelidir. Eşlerin birlikte talebi, eşlerden birinin ölümü veya boşanmanın hükmen sabit olması halinde ya da belirlenen sürenin son bulduğunda saklanan embriyolar müdürlükte kurulacak komisyon tarafından tutanak altına alınarak imha edilir. Bakanlıkça elektronik kayıt sistemi oluşturulması halinde merkezde saklanan embriyolara ilişkin bilgiler bu sisteme kaydedilir.

(13) Bu maddenin 11 ve 12 nci fıkralarında belirtilen numuneler merkezlerde en fazla beş yıl saklanır. Beş yıldan fazla saklanması Bakanlığın iznine tabidir. Saklanan numunelerin değerlendirmeleri ve sayımları, ilgili müdürlük bünyesinde kurulacak komisyon marifetiyle yapılır. Zamanında müdürlüğe bildirimi yapılmamış ve kayıt altına alınmamış numunelerin tespiti halinde denetim formundaki idarî müeyyide uygulanır.

(14) Bu Yönetmelikte belirlenen ÜYTE uygulamaları ve Yönetmelik dışı uygulamalar konusunda bilgilendirme amacıyla da olsa tüm basın ve iletişim araçları ile reklam yapılması yasaktır. Bu yasağa aykırı hareket edenler hakkında ilgili mevzuata göre işlem yapılır.

One thought on “Tanrı soyumuzu korusun!

  1. Yönetmelikte tam anlamıyla ırkçı bir uygulama yok aslında. Daha ziyade sosyal sınıf tabanlı bir faşizm. Faşizmi öldür, hakkını yeme :)

Bir Cevap Yazın