Erkan Goloğlu’ndan Linçe Karşı Ders Notları

Erkan Goloğlu’nun Radikal gazetesinde 16 Ocak 2010 tarihinde yayınlanan yazısı.

Linçe karşı ders notları

Geçen haftaki yazımda, Selendi’deki linçten yola çıkarak, benzeri faaliyetleri ‘tasvip’ etmeyip, ‘ama’ diye lafa devam edenlerin, nasıl aynı linçin bir parçası olduğunu yazmıştım.

Bu ‘bereketli mevzuu’ üzerine birkaç laf daha etmek isterim.

Devlet gücünü temsil edenlerin bu ve benzer hadiselere yaklaşımını görünce, hepsi aynı ders kitabını okumuş, diyorum kendi kendime. Bunlar kaymakam, vali, emniyet müdür veya yardımcısı, bakan, başbakan olur olmaz, hemen hepsine ‘Linç Olaylarında Nasıl Tepki Verilecek’ adlı ders notları zimmetleniyor. Bu notlarda bazı kilit kelimeler var. Onları alıp, artık kendi kişilikleri veya olayın özelliklerine göre birkaç cümle kuruyorlar.

Bu ders notlarında ilk sihirli kelime, şüphesiz ‘tahrik olmak’. Her olayda mutlaka halk tahrik edilmiş oluyor. Aziz Nesin’in Sivas’ta halkı tahrik ettiği gibi… Bunlar ne kadar belagat ustası olsalar da aralarından birkaçının dilinde bazen iki harf yer değiştiriyor, ‘Ben riks almaktan korkmam’ dedikleri gibi, ‘Halk tahkir edilmiştir’ diyorlar, ama o da aynı kapıya çıkıyor, zaten.

Huzurun bozulması da bu ders notlarında çok kıymetli bir başlıktır. Parkında basın açıklaması yapılan şehir, ihtiyarıyla genciyle, çocuklarıyla, sokaklarında dolayan kedileri köpekleriyle ancak bir romanda olabilecek kadar mutlu ve huzurludur. Sonra bir gün bu şehre, basın açıklaması yapmak için, ‘dışarıdan’ birileri gelir. Bu yabancıların gelmesi birden bu mutlu ve huzurlu insanların dünyasını bozar. “Halkın huzurunu bozmaya kimsenin hakkı yoktur.”
Bu mutlu ve huzurlu insanların yaşadığı şehirlerimiz, aynı zamanda ‘hassasiyetleri’ çok gelişkin yerlerdir.

Ders Notları’ın en çok itibar edilen kelimesi, budur.

Mesela, “Trabzon’da olan olaylarda, tabii ki halkımızın hassasiyeti çok ama çok önemlidir.
Halkımızın bu hassasiyetlerini göz önünde bulundurarak herkes kendi tavrını belirlemelidir ve halkımızın bu milli hassasiyetlerine dokunulduğu zaman, şüphesiz ki bunun tepkisi farklı olacaktır.”

Bu nutukta huzuru bozulan; hatibin terminolojisine göre bazen halk olur, bazen de ‘aziz milletimiz’.

Devlet görevlileri, 70’li, hatta 80’li yıllarda ağzına alanların ‘komünist’ damgasını yediği bu ülkede, artık rahatlıkla ‘halkımız’dan söz edebilmektedirler ama yine de halk, ‘aziz milletimiz’deki ihtişam ve asaleti yansıtmaktan uzaktır.
Bu noktada mesela şöyle bir açıklama yapılır: “Aziz milletimizin üzerinde hassasiyetle durduğu konular bizim de üzerinde durduğumuz konulardır. Onlar gerekeni yapar, aziz milletimiz sakin ve sükûnetle dursun.”

Mesela bizim hassasiyetlerimiz arasında, dört-beş yıl önce bir şehrimizde olup bitenlere bakılırsa, mezarlık ziyareti yoktur. Şehre, yine ‘dışarıdan gelen yabancılar’, mezarlık ziyareti için gelmiş olsalar bile, halkın ‘sabrı taşar’ ve ‘gereken cevabı verir’. Bazen bu görevlilerdeki vatanına ve halkına bağlılık, ders notlarının ‘diplomatik’ dilinden onları uzaklaştırır. Belediye başkanı, gelenleri bizzat kendisinin vuracağından, emniyet müdürü ‘haşat ettirmekten’ dem vurur. Herkes kendi meşrebince bir türkü tutturmaktadır.

Halkımızın hassasiyetinin, ‘bölücülük’ üzerinde yoğunlaştığında tereddüt yoktur. Ancak bu hassasiyet, Bulanık’taki korucunun şahsında, malını mülkünü korumakla tamamlanmakta, Muş Valisi’ne göre ortaya ‘vatandaş hassasiyeti’ gibi bir karışık çıkmaktadır.

Bölücülük, demişken… Edirne’de lince maruz kalan gençlerden birinin, üstüne gelen güruha karşı, “Biz PKK’lı değiliz” demesi, belki basit bir savunma refleksidir. Öyle bile olsa bölücülük hassasiyeti üzerinden linçseverlerin yaratmaya çalıştığı bu sahte meşruiyete, bir mazlumun da sığınmasını nereye koymalı, inanın bilemedim.

Neyse!

İşin özeti, bizdeki Ders Notları’nın en temel karakteristiği, linçin gerçek sorumlusunun linçe uğrayanlar, olduğudur. Her gün bir yenisiyle karşılaştığımız linçin arasında kalanlar, en ağırından mutlaka vatana ihanet gibi hangi cezayı versen yetmeyecek suç işlemişlerdir. En hafifinden de Selendi’de küfür etmişlerdir.

İzmir’de DTP konvoyuna saldırılır, ama o otobüste ‘terör örgütünün’ bayrakları, ‘bölücü terörist başının’ posterleri vardır ve ‘Buna sıcak bakmak mümkün değildir.’

O Ders Notları’nda linççilere uygulanacak bir ceza yoktur. Hiçbir savcı, Ceza Kanunu’muzda onlara uygulanacak bir madde bulamaz.

Onlara sadece ‘hassasiyetleri için’ teşekkür edilir.

Bir Cevap Yazın