Erkan Goloğlu’ndan ‘Ama’ Faşizmi

Erkan Goloğlu’nun 9 Ocak 2010 tarihli Radikal gazetesinden çıkan yazısı:

‘Ama’ faşizmi

Yıllar önce, oynadığım amatör futbol takımıyla birlikte, Konya’nın bir ilçesindeyim. 1978 yılının Ağustos ayı olmalı. Bizim takımın o yıllardaki başkanı, ‘memleketinin’ takımıyla hazırlık maçı almış. Pamuklu tek tip takım eşofmanlarımızla otelin önünden ‘piyasa yapmak’ üzere yürüyüşe çıkıyoruz. Bozkırda ılık bir yaz akşamı. Aramızda ertesi gün oynayacağımız ev sahibi takımın topçuları da var. Kızlı erkekli gruplar yanımız sıra geçip gidiyor. Karşı kaldırımda çekirdek çitleyen çoluk çocuklar, Ankara’dan geldiğimiz biliniyor ya, bize büyük futbolcu muamelesi yapıyorlar. Doğrusu bizim de fiyakamızdan geçilmiyor.

‘Hoş geldiniz çocuklar’ diyen bir ‘ağır ağbi’, ‘Aman yarın bizimkilere çok atmayın’ diye takılan lise müdürü, başarı dileyen kasetçi dükkânı sahibi…

Birden 20-30 metre önümüzde nerden çıktığını anlayamadığımız 20-30 kişilik bir grup, otobüs durağının önünde iki kişiyi tekmelemeye, yumruklamaya başlıyor. Hiç kimse ayırmaya bile yeltenmiyor. Kaptan hemen bizi otele doğru
yönlendiriyor. Ertesi gün öğreniyoruz. ‘Oğlanları haşat etmişler. Ama onlar da Çetin ağbinin bacısına laf atmış.’ Çetin ağbinin kim olduğunu bile bilmiyoruz.

Kalabalık bir grubun, arasına aldıkları birini hallaç pamuğu gibi atması, sizde hangi tarafın haklı olduğuna dair bir merak uyandırır mı?

Eğer uyandırırsa, benim faşizm testimden geçemediniz, kusura bakmayın.

Merakınızı gidermek için yaptığınız bir küçük araştırmanın sonunda, arada kalmış olanın, Allah’ın belası bir zalim, mesela cinsel tacizci biri olduğunu öğrendiğinizde, içiniz ferahladı mı? Henüz hiçbir linçe karışmamış olmanız sizi rahatlatmasın. Sizin aynı güruhun arasında olmamanız, tamamen bir şans eseridir.

Peki, o saldırganların tavrını doğru bulmadınız ‘ama’ sizce adalet de yerini buldu. Böyle düşünüyorsanız, çok daha acımasızsınız. Söylemek zorundayım.

1000 kişilik bir grubun bir avuç insanın evini taşlamasına, yakıp yıkmasına bakarak, içinde ‘ama’ olan bir cümle kurmak, hangi cümle olursa olsun, tam bir vahşet örneğidir. O cümle, çok daha acımasız bir vahşetin ifadesidir.
Roman yurttaşlarımızın Selendi’de maruz kaldığı linçe dair ‘Tasvip etmiyoruz ama…’ benzeri bir lafı kimden duyarsanız duyun, linçin bir faili de odur.

Nerede olursa olsun, linçten, lincin aleti olanlardan çok daha fazla sorumludur.

Kahve sahibi, ‘küfürlü konuşan bu kişilerden halkın bıktığını’ söylüyor. Kahveci acaba, hepsi mürebbiyelerin elinde büyümüş insanlardan müteşekkil saray erbabından mı söz ediyor? Selendi halkı, küfür edince ağzına biber sürmekle tehdit, tedip ve terbiye eden annelerin kucağında mı yetişmiş?

Selendi’nin MHP’li Belediye Başkanı, dışarıdan gelenlere ilçe halkının hoşgörülü davrandıklarını açıklamış. Hoşgörülü davranma tekelini elinde tutan bir zalimin sesidir bu, şüpheniz olmasın. Nerede hoşgörü bir kalkan gibi kullanılıyordur, anlayın ki o kalkanın arkasında bir zalim vardır.

‘Çingenler’ mi? Onlara başkanı hoş görme şansı verilmez, hor görülmeye müstahaktır onlar.
Başkana göre onlar, tam ortam yumuşamışken, halka ağır küfürler ederler, o ana kadar ‘hoşgörülü davranan’ halk zıvanadan çıkar, isyan eder, sokağa dökülür ve Romanları dışarı atar.

Bütün bu olup bitenler ‘tasvip edilmez ama Romanlar da küfür etmiştir.’

Ermenileri 1915’de yok etmek aslında iyi bir şey değildi ama…
1917’de Karadeniz sahillerinden Rumları göçürmeyi kim isterdi ama…
1924’de her iki tarafın mübadillerinin ağlayarak ayrıldığını biliyoruz ama…
1938’de Dersim mağaralarında Kürt Alevileri boğmak kötüydü ama…
Daha sayayım mı? 6 7 Eylül, Çorum, Maraş, Sivas ve her biri için itinayla cilalanmış ‘ama’lar mı sıralayayım?

İçimizdeki faşizmi, kurduğunuz cümlenin ilk kısmı değil, ‘ama’ları anlatır.

‘Ama’ların ruhumuzdaki lekesini, hiçbir itiraz temizlemez. Selendili Romanlara yapılanın iyi bir şey olmadığını
söylemek ruhumuzu kurtarmaz. Bizim faşizmimiz, arkasını meşrebimize göre doldurduğumuz ‘ama’lardır.
Biliyorum şimdi bu yazıyı okur okumaz birileri, ‘Ben de Selendiliyim’ diye lafa başlayıp bu olup bitenleri tasvip etmeyecek ‘ama’ ‘Bütün Selendilileri aynı kefeye koyduğum için’ beni kınayacak.

Bir dakika! Ben Selendi’de mağdur oldular diye bütün Romanları aynı kefeye koymuyorum. Edirne’de tutuklanan arkadaşlarına destek vermek için gelenleri linç etmeye çalışanların arasında, Roman yurttaşların da olabileceğini, hatta olduğunu biliyorum.

İçinde ‘ama’ olmayan bir cümle kurmaya çalışıyorum.

Aynı kefede olup olmamak bununla ilgili. O kefe, hangisi olursa olsun.

Bir Cevap Yazın