Eğitim-Sen’in açıklaması

Eğitim-Sen’in 10 Ekim 2009 tarihinde yaptığı açıklama:

Özgür Sevgi Göral’ın Atanmaması İktidarın Gölgesinin Bilimsel Özgürlük Üzerine Düşmesidir

Genel Sekreterimiz  Mehmet Bozgeyik’in yaptığı “Özgür Sevgi Göral’ın Atanmaması İktidarın Gölgesinin Bilimsel Özgürlük Üzerine Düşmesidir” başlıklı basın açıklamasıdır.

Bugün Türkiye’de bilim insanlarının düşüncelerini çekinmeden ifade ederek akademik faaliyetlerini özgür bir biçimde yürütebilmelerinin önünde ciddi engeller bulunmaktadır. Çünkü YÖK’ün merkezinde yer aldığı Türkiye üniversite sistemi her türlü eleştirel/muhalif sesi kesmek üzere kurgulanmıştır. Dolayısıyla gerek siyasal iktidar temsilcilerinin gerekse üniversite yönetimlerinin her akademik yıl açılışında ağızlarında sakız gibi çiğnedikleri “bilimsel özgürlük”, bir masaldan ibarettir. Resmi/egemen ideolojiyi ve muktedirlerin siyasetlerini açıktan eleştiren, sorgulayan yahut onlara itiraz eden herhangi bir bilim insanının üniversitede barınması mümkün değildir.
Türkiye üniversite tarihi, aynı zamanda üniversiteye müdahalelerin de tarihidir. Dün resmi/egemen ideolojiye biat etmedikleri için DTCF’de Pertev Naili Boratav’ı, Niyazi Berkez’i, Behice Boran’ı üniversiteden uzaklaştıran; daha sonra Demokrat Parti döneminde akademisyenler üzerinde baskılar kuran ve 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül gibi her askeri darbede üniversitede tasfiyelere girişen zihniyet, bugün yine işbaşındadır. Kürt sorununu ele alındığı bir televizyon programında ileri sürdüğü görüşler nedeniyle akademisyen Özgür Sevgi Göral, daha önce sözleşmeli olarak ders verdiği Yıldız Teknik Üniversitesi’nde açılan öğretim üyesi kadrosu sınavını kazanmasına rağmen, “devlet memurlarının hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda bulunamayacakları” gerekçesiyle atanmamıştır. Oysa ki bilim insanları ne devletin sıradan bir memuru ne de resmi/egemen ideolojinin sözcüsüdür. Bilim insanının görevi görüntünün ardındaki hakikati ortaya koymaktır, yoksa bir yerlerden birilerinden aldığı emirle kaleme sarılmak değil.

Tabi bu arada her dönemde olduğu gibi bu dönemde de durumdan vazife çıkaran üniversite yöneticileri karşımıza çıkmaktadır. Nitekim Gazi Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Rıza Ayhan, çağdaş dünyanın artık temel bir insan hakkı olarak kabul ettiği anadilinde eğitim ve öğretim hakkına karşı çıkabilmekte; bunu söylerken anayasanın amir hükümlerinden dem vurabilmektedir. Evrensel değerlere bu derece düşmanca bir tutumu çağdaş bir dünya ülkesinde herhangi bir üniversite yöneticisinin gösterebilmesi mümkün değildir.

Özgür bilimin ve özerk-demokratik üniversite talebinin savunucusu olan Eğitim Sen, Özgür Sevgi Göral’ın şahsında akademik özgürlüğe yapılan müdahalelere karşı mücadelesini sürdürecektir.

Bir Cevap Yazın