Toprak sahipliğinin hiyerarşisi

Kral Alfred

Derste bir tartışma sırasında feodal aristokrasinin hiyerarşisi sorulmuştu. O sırada emin olamadığım bu konuyu araştırdım ve işte sonuçlar:

Feodal toprak sahipliği Avrupa çapında yaygın bir gelenekti fakat hep olduğu gibi bu gelenek de yerelliklerde önemli farklılıklar gösterebiliyordu. Bir çok kavram ya da terim, artık Avrupa’da hükmü kalmamış Roma İmparatorluğu’ndan mirastı. Örneğin kontluk ve düklük Roma ordusunda da geçerli olan rütbelerdi.

Toprak sahipleri genelde lord (Fransızca’da “seigneur” ya da Türkçe olarak senyör veya efendi) olarak bilinirdi. Her bir süzeren lord olarak adlandırılabilirdi dolayısıyla. Ama en alttan başlarsak, bir şövalyenin malikanesine (manor’una) ait serfler, hem efendilerinin toprağında haftanın belirli günleri çalışmak zorundaydı, hem de efendilerinden kiraladıkları topraklardan elde ettikleri üzerinden belli oranlarda vergi (haraç da diyebiliriz) ödemekle yükümlüydü.

Ama elbette malikane sahibi şövalyenin de hesap verdiği, ya da liyakat borcunu gerektiğinde askeri destek sağlayarak ödediği bir üst mevkide efendileri vardı. Bu kişi genellikle baron, ve eşleri de barones, olarak adlandırıldı. Baronlar da vikontlara (Fransa’da “viscomte”, İngiltere’de “viscount”) bağlıydı.  Vikontlar kontlara (Fransa’da “count”, İngiltere’de “earl”), kontlar düklere (eşleri düşes hanımefendiler), dükler de en tepede krala bağlıydılar.

Feodal kavramının kelime-kökeninin dayandığı fief (ya da daha tanıdık bir terimle ifade etmek gerekirse tımar), belli yükümlülükler içeren bir toprak sahipliğini anlatıyor. Bir efendi size belli bir toprağın kullanma hakkını verdiğinde bunun karşılığında neler yapmanız gerektiği de belirlenirdi (vergiler, işgücü ya da askeri destek). Bu yönüyle feodalizm neredeyse herkesin birbirine belli yükümlülüklerle bağlı olduğu, hem de bu sorumlulukların toprak üzerinden işletildiği bir toplumsal sistemdi. Bu bize hem feodal yapıda toprağın önemini gösteriyor, hem de devletin olmadığı bir ortamda (Roma’dan sonra modern devlete kadar geçen dönemde bu ikisi ile karşılaştırılabilecek bir devlet yoktu gerçekten) kişisel bağların ve bağımlılıkların devleti nasıl ikame edebileceğini…

Bir Cevap Yazın