Kaptan Swing

Kaptan Swing çizgi-roman sevenlerin yakından tanıdığı bir karakter. Amerikan bağımsızlığı için Ortario Kurtları ile birlikte kırmızı urbalılar diye adlandırdıkları İngiliz askerlerine karşı bitmek bilmeyen mücadeleleri pek çok okuyucuyu soluksuz bırakmıştır. Kaptan Swing, İtalyanca olarak yayınlanan orjinali Tutto Mark’in Türkiye versiyonu aslında. Burada bahsedeceğim Kaptan Swing de bir kahraman, o da hayali bir kahraman, fakat farklı bir zamandan ve mekandan geliyor.

Kaptan Swing gerçekte, 1830 yılında İngiltere’de ayaklanan kırsal tarım işçilerinin lideri. İşte hikayesi…

İngiltere’de 19. yüzyıla kadar süregelen “Çitleme” (enclosure) yoluyla köylülerin ortak kullanımına verilmiş araziler özelleştirilip satılmış, köylüler topraklarından çıkarılmış ve ancak işçi olarak, az sayıda iş için birbirleriyle rekabet etmek zorunda bırakılmıştı. Küçük bir kulübe sakini 1804’te ziraatçi Arthur Young’a (1741–1820) “Çitlemeler on savaştan daha beterdi” yorumunu yapmış. Çitleme bir çok kulübe sahibini ve küçük çiftçiyi yerinden yurdundan etmiş, toprak sahibi olmasa da ortak kullanım alanları yoluyla ayakta kalabilen topraksız köylülerin varolma koşullarını ortadan kaldırmıştı. Büyük balıkların küçük balıkları yediği zamanlardan biriydi. 1830’lere doğru, kıta Avrupa’sının aksine İngiltere’de küçük toprak sahibi olan çok az köylü kalmıştı.

Tarım proleteryası büyüdükçe, maaşlar düştü. Büyük çiftçiler tarım işçileriyle kısa süreler için anlaşıyor ve olabildiğince az maaş veriyorlardı. Çiftçilerle işçilerin arası gitgide açılmaya başlamıştı. Tarımsal kapitalizm üretimi arttırıyor fakat bunun çok azı işçilere geri dönüyordu. 1795’te hayata geçirilen Speenhamland Sistemi ile yerel kiliselerde toplanan fonlarla işçilerin düşük maaşlarına katkı yapılmaya çalışılıyordu.

Tarım işçilerinin köy meydanı toplantısı - nzetc.org'dan alınmıştır

Bunun çiftçiler safında karşılığı ise bu yardımı öne sürerek işçilere daha az maaş vermeye çalışmak oldu. Bütün bunlar sonucunda bir çok işçi çiftlik sahiplerine karşı derinden bir nefret beslemeye başlamıştı. Varlıklı ile fakir ve aç arasındaki dayanışma gitgide azalıyor, suç oranları artmaya başlıyor, kundaklamalar giderek daha sık görülüyordu.

19. yüzyılın başlarından itibaren işçiler, yaşamak için mahkum oldukları sefil koşulların sorumlusu olarak (sosyalizm yaygın bir ideoloji haline gelene kadar en azından) makineleri görüyorlardı ve çoktan “makine kırıcılık” adı verilen bir sınıfsal tepki geliştirmişlerdi. Yine gerçekten varolup olmadığı hala bilinmeyen Ned Ludd’un takipçileri 1811-12 yıllarında Nottingham’da binlerce dokuma tezgahını parçalamışlardı. Luddite’lerLuddites olarak anılan bu grubun amacı, ahlaki bir ekonomik sistemin olduğuna inandıkları makine öncesi döneme dönmekti. (sağdaki 1812 tarihli resimde Luddite’ler oldukça pejoratif bir şekilde tarif edilmiş). Fransa’nın kuzeyinde bile ayaklarına giydikleri kalın tahta ayakkabıları (sabot, bugün bizim kullandığımız sabolardan çok takunyalara benziyorlardı) makinalara fırlatarak sefaletlerinin hıncını almaya çalışan işçiler vardı (sabotaj kelimesinin kökeni buradan geliyor).

Kaptan Swing ayaklanmaları olarak anılan isyanlar 1830 Ağustos’unda güneydoğu İngiltere’de patlak verdi. İşçilerin hedefleri çoğunlukla biçerdöverlerdi. İngiltere’nin bütün güneyini kaplayan bu küçük patlamalarda 25 kişiden 1000 kişiye kadar işçi grupları bir araya gelebiliyordu. Mektuplarla çiftçiler biçerdöverlerini ortadan kaldırmaları için uyarılıyordu. Bir mektupta şunlar yazıyordu: “Zarar vermek istemiyoruz ama bebeklerimizin yatağa tok karınlarla girmelerini istiyoruz.” Bir diğeri şöyle sesleniyordu bir çiftçiye:

Eğer biçerdöverinizi kendiniz parçalamazsanız,
biz üzerimize düşeni yapmaya hazırız.
Herkes adına…
Kaptan Swing

Kağıt parçalarına Kaptan Swing adıyla imzalanmış ve “İntikam için çok yakında geliyoruz” gibi sözler çiziktirilmiş mektuplar gerçekte bunların bir örgüt işi olmadığını gösteriyordu. Kaptan Swing gerçekte yoktu, ama yoksul olduğu kadar kararlı işçilerin öfkesini bir araya getirebilecek bir sembol haline gelmişti.

İsyanlar en sonunda bastırılabilmesiyle mahkemelerde 1976 dava görülmüş, 252 kişi idama mahkum edilmiş (idam kararlarından sadece 19’u infaz edilecekti), 505 kişi Avustralya ve Tazmanya’ya gönderilmiş (başka bir çok suçlunun İngiltere’den bu adalara gönderildiğini biliyoruz), 644 kişi hapse atılmış, 7’sine para birine da kırbaç cezası verilmişti. 19. yüzyıl daha çok işçi ayaklanmalarına sahne olacaktı.

* Bu makaledeki bilgiler “Europe 1789 to 1914: An Encyclopedia of the Age of Industry and Empire” başlıklı ansiklopedinin birinci cildinden derlenmiştir.

Bir Cevap Yazın