Baldırı Çıplaklar

Baldırı Çıplaklar, ya da Fransızca söylenişiyle, Sans-culottes. Aristokratların giydiği kısa pantolonlar (culotte; kelime Türkçeye külot geçmiş fakat iç çamaşırını anlatmak üzere kullanılagelmiştir) yerine uzun pantolonları tercih ettikleri için kendilerini bu isim verilmişti.Fransız Devrimi’nin, özellikle Jakoben iktidarının yılmaz savunucularıydılar. Aşağıdaki metin Sans-culotte’lara biraz daha yakından bakıyor. Metin Encyclopedia of European Social History from 1350 to 2000 başlıklı ansiklopedinin 3. cildinden alınmıştır.

“Baldırı Çıplaklar kendilerini basit ve çalışkan, devrime sadık ve onu kanlarının son damlasına kadar savunmaya hazır neferler olarak görüyorlardı. Siyasi açıdan bakıldığında ise bir çok olayın muzafferleri olarak değerlendirilebilirler: 14 Temmuz 1789’daki Bastille baskını, 10 Ağustos 1792’de monarşinin kaldırılması ve Girondin’lerin 31 Mayıs 1793’te iktidardan indirilmeleri. Marx’ın etkilediği tarihçiler için, onlar işçi sınıfının öncülleriydiler ve bu klasik burjuva devriminde tarihsel rollerini oynamışlardı. Toplumsal açıdan baktığımızda, Baldırı Çıplaklar genel olarak Parisli alt-orta ve alt sınıfların temsilcileriydiler. Daha çok esnaf ya da zanaatkârlar vardı aralarında. Maaşlı çalışanlar ya da çırak, kalfa olanlar daha azdı. 19. yüzyılda Devrim hakkında yapılan yorumların aksine, hiç bir şekilde marjinal tipler, işsiz güçsüz veya yersiz yurtsuz insanlar değillerdi. Herşeyden öte Baldırı Çıplaklar, sosyal insanlardı. Kardeşlik anahtar kelimeydi onlar için, kendilerini genelde bir grubun ya da bir komitenin üyesi olarak tanıtırlardı. Kendisini konuşma tarzı, giyim ya da davranış yoluyla diğerlerinden ayrı tutmak isteyenlerden nefret ederlerdi.

Herkes gibi giyinirlerdi: pantolon, sabo (tahta ayakkabılar, ya da takunyalar), kırmızı bir kep ve üç renkli (Devrim’in renklerini taşıyan) bir fular. Baldırı Çıplaklar’ın karşıtları aristokratlardı, tanımları gereği mağrur ve bencil ve insanlıktan uzak.

Ekonomik açıdan, Baldırı Çıplaklar mutlak bir eşitliğe inanmasalar da toplumsal adalete inanıyorlardı; herkesin yaşamasına yetecek kaynaklara sahip olması gerektiğine… Maaşlar ve kârlar gibi temel ihtiyaç maddelerinin fiyatları da sabitlenmeliydi onlara göre.

En etkili oldukları yıl 1793’tü.  Bunun sebebi biraz da bu yılların Devrim’in radikalleştiği bir dönem olmasından kaynaklanıyordu. Yine de o vakitlerde Baldırı Çıplaklar’ın siyasete giderek daha fazla katılım göstermeye başladıklarını da gözden kaçırmamak gerekiyor. Ağustos 1792’de monarşinin tasfiye edilmesi ve buna bağlı yeni koşullar, Devrim’e duyulan siyasi heyecanı öncekinden kat be kat artırmıştı. Kral’ın Ocak 1793’te idam edilmesi, o baharda patlak veren ekonomik kriz ve siyasi ayrılıklar halk arasında siyasi militanlığın artmasına yol açmıştı. 1793 güzünde, Baldırı Çıplaklariki önemli kazanım elde ettiler: fiyat kontrolü ve milis güçlerden oluşan bir devrim ordusu. Bir çok Baldırı Çıplak okuyup yazabiliyordu ve devrimci yazarların ya da Jean-Jacques Rousseau gibi filozofların eserlerinden etkileniyorlardı. Kendilerinin tarihsel bir rol oynadıklarına giderek daha fazla inanmaya başlamışlardı.

Bir zamanlar destek verdikleri Jakobenler, Girondin’leri devirip iktidara geldikten sonra Baldırı Çıplaklar’ın siyasi güçlerini ve eylemliliklerini kontrol altına almaya çalıştı. Jakobenlerin efsanevi lideri Robespierre Temmuz 1794’te idam edildiğinde, Baldırı Çıplaklar da siyasi olarak oldukça güçsüz bir konuma düşmüşlerdi. Ya da belki de uzun süren devrimcilik faaliyetlerinden yorgun düşmüşlerdi. Her hâlükârda, devrimi ileri götürecek güçten yoksundular artık. O zaman için, siyasetin dışına çekildiler.”

Metne eklediğim resimler 19. yüzyılda yapılmışlar ve metinde de belirtildiği üzere, 19. yüzyılın, Baldırı Çıplaklar’ı çulsuz serseriler olarak gören anlayışını yansıtan resimler (üzerinlerine tıklayarak resimleri büyütebilirsiniz). Baldırı Çıplak terimi Türkçede de sık sık kullanılır, özellikle bir şeylere isyan eden ya da protesto yapan gençleri aşağılamak üzere; yetkililer genelde “bir kaç baldırı çıplağa meydan vermeyeceklerini” söylerler.

Fransız Devrimi’nin ilk toplumsal devrim olması biraz da gerektiğinde silahlanarak Devrim’i koruyan, siyasi eylemlilikleri ile her daim meclisi ve devrimci liderleri uyanık tutmuşlar,Devrim’in arkasındaki sivil gücü oluşturmuşlardır. Baldırı Çıplaklar, yaklaşık yüzyıl sonra 1870 Paris Komünü zamanında tekrar sahneye çıkacaklardır. Baldırı Çıplaklar’ın hikayesi bizi bir devrimin sivil ve askeri kökenleri hakkında, bunların birinin ya da diğerinin ağır bastığı durumlarda siyasetin nasıl şekillendiğine dair düşünmeye davet ediyor.

Fransız Devrimi, aynı zamanda, Devrim’e katkıda bulunmuş bir çok devrimcinin de idam edildiği bir dönem olmuş, “devrim kendi çocuklarını yer” deyişini siyasi literatüre kazandırmıştı. Gerçekten de, Fransız Devrimi sonrasında gerçekleşen siyasi ya da toplumsal devrimlerin tamamında, bir zamanlar eski düzeni yıkıp yenisini kurmaya çalışan, bu yolda en ön saflarda yer alanlardan bazıları, devrim kendini sağlamlaştırdıkça karşı-devrimci olarak nitelendirilip dışlanmışlar, ya da idam edilmişlerdir.

One thought on “Baldırı Çıplaklar

  1. Yazının yayınlanmasından beri bir yıl geçti ve bu makalemin en çok okunanlar arasında birinci olduğunu gururla duyuruyorum; google’dan “çıplak” araması yapıp buraya düşen 2000’e yakın meraklı araştırmacı sayesinde.

Bir Cevap Yazın