Kim nereyi kimin adına keşfetti?

Bartolome de Las Casas (1474–1566), bir İspanyol misyoneriydi. Hispaniola adasında, adanın yerli halklarına yapılan korkunç saldırılara tanıklık ettik. Günlüklerinde, İspanyolların kendi aralarında bir yerliyi tek vuruşta ikiye bölüp bölemeyecekleri ya da kafasını gövdesinden ayırmak üzerine idiaya girdiklerini yazıyor. “Bebekleri tekmeleyerek annelerinin kucaklarından yerlere savuruyorlar, kafalarını kayalara vurarak parçalıyorlardı. Bedenlerini de kılıçlarına geçirip ateşte, bir et parçası gibi kızartıyorlardı.”

Casas aynı zamanda bu vahşetin psikolojik boyutunu da yorumluyordu. “Koca koca köyler boşaltıldı, en büyük katliamlar yapıldı. Yerliler, hiç bir saldırı girişiminde bulunmadıkları halde, krallarının öldürüldüğünü, topraklarının ve özgürlüklerinin ve hayatlarının, evlerinin ve eşlerinin ellerinden alındığına şahit oldular. Her yeni gün zulme uğrayan, atlar tarafından yerlerde ezilip köpeklerin saldırısına uğrayn, canlı canlı gömülüp her türlü en vahşice işkencelere maruz kalan yerliler bazı liderlerinin de kendilerini bu talihsiz kadere terk ettiklerini, en ufak bir direniş göstermediklerini, halklarını düşmanın eline bıraktıklarını gördü. Yine de dağlara kaçmayı başaranlar oldu” (1). Adını Kristof Kolomb’un koyduğu Hispaniola adasında 1492′deki 250,000 nüfustan, 1538′de ancak 500′ü hayatta kalabilmişti.

Vahşet görüntüleri yerine, yukarıdaki resmini koymayı tercih ettiğim Bartolome de Las Casas gibi misyonerler, dinlerini yaymak uğruna geldikleri bu topraklarda, kendi dindaşlarının akla hayale gelmeyecek vahşetine de tanık oldu. Coğrafi “keşifler” başlığı altında işlediğimiz süreç, bir yandan Avrupa’nın belli sınıfları için bir fırsat yarattı, bir yandan da bütün gezegenin halklarının, acıda, zenginlikte ve güç kavgasında aynı sahneyi paylaşmalarını sağladı. Avrupalı beyaz adamın keşfi, onları bütün dünya üzerinde hakimiyet kurabilecekleri bir ekonomiyi ve kültürü yaratmalarını sağladı. Öte yandan, bunun bedelini çoğunlukla yerli halklar, köleler ve Avrupa’nın alt sınıfları ödedi.

Bugünkü küresel siyaset ve ekonominin temelleri İspanyol Macellan’ın, güney ve doğu yollarını elinde tutan Portekizlilere karşı, batıdan alternatif bir rota bulmak amacıyla yola çıktığı, bu arada da dünyanın etrafını dolaşıvermiş olduğu gezisinde atılmıştı.

1521′de Filipinler’de karıştığı bir çatışmada öldürülen Macellan’nın projesini geride kalan tayfası tamamlamıştı. Önce Avrupalı beyaz adamın sonra da insanlığın zihninin önüne serilen dünya denilen gezegen artık bir efsane olmaktan çıkmış, bir haritaya dönüşmüştü.

(1) Colonial America Reference Library, cilt 5, sayfa, 25.

Bir Cevap Yazın