1 Mayıs

Türkiye’de 1 Mayıs’ın nasıl kutlanması gerektiğine dair yapılan tartışmalar arasında, İşçi Bayramı’nın kökenlerini hatırlamak yerinde olacaktır. Derste de bahsettiğimiz gibi işçi sınıfının 19. yüzyıldaki siyasi ve toplumsal eylemleri, en nihayetinde, bir çok hakkın, ama en önemlisi oy hakkının ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi gibi kazanımların elde edilmesiyle sonuçlanmıştır.

1 Mayıs’ın uluslararası bir işçi dayanışması günü olarak kutlanması fikri 1889 yılında Paris’te toplanan ve emek tarihinde İkinci Enternasyonal olarak bilinen toplantıya dayanıyor. İlki 1872 yılında yapılan bu uluslararası toplantılar, işçi sınıfının toplumsal ve siyasal eylemler içinde olduğu bir çok ülkeden sosyalist, komünist, sosyal demokrat ve anarşist örgütlerle sendikaların temsilcilerini bir araya getiriyordu. Paris’teki toplantıda, işçi haklarını ilgilendiren yasal düzenlemelere yönelik (ki bunlar arasında en önemlisi işçilerin 8 saatlik işgünü talebiydi) uluslararası eylem planı en önemli gündem maddesiydi. İkinci Enternasyonal, tartışmalar sonunda 8 saatlik işgünü ve iyileştirilmiş çalışma koşullarını destekleyen uluslararası bir kampanya başlatma kararı aldı. Bunun bütün dünya işçilerini ilgilendiren ve geniş çaplı etkileri olan bir karar olduğu sonradan görülecekti.

Bir sene önce, 1888’de Amerikan İşçi Federasyonu, her yıl 1 Mayıs’ta 8 saatlik işgününü destekleyen kitle gösterileri ve grevler yapılması kararını almıştı. İkinci Enternasyonal’in kararı 1 Mayıs günü protestolarının Amerika’dan çıkıp uluslararası bir fenomen olmasını sağladı. Bu ayrıca, bir çok işçinin zihninde, ulusal sınırları aşan enternasyonalist sosyalizm rüyasının gerçekleştirilebilir olduğu fikrini uyandırması açısından da bir kırılma noktasıydı.

Elbette, Amerikan İşçi Federasyonu, 1 Mayıs gününü rastgele seçmemişti. 1886’da, uzun zamandır işçi hareketlerinin önemli bir merkezi olan Chicago’da 1 Mayıs günü, 8 saatlik işgünü hedefiyle 40 binden fazla işçinin katıldığı bir genel grev düzenlenir. Bir kaç süren grev sırasında, işçilerle işverenin çok gergin ilişkilere sahip olduğu bir fabrikada, grev yapan işçilerle işverenin, üretimin devam etmesi için getirdiği grev kırıcı çalışanlar arasında çatışma çıkar. Polis kalabalığın üzerine ateş açar ve bir kaç grevci hayatını kaybeder. Buna ciddi bir tepki verilmesi gerektiğini düşünen işçiler, 4 Mayıs’ta Haymarket adı verilen bir meydanda protesto mitingi düzenlerler. Hepi topu 1200 kişi vardır meydanda. Barışçıl bir şekilde tamamlanmak üzere olan toplantının sonlarına doğru, meydanda kalan son kalabalığı da dağıtmak isteyen polis mitinge katılanlara sert bir şekilde müdahele eder. Tam bu sırada, faili hiç bir zaman bulunamayacak olan bir olay gerçekleşir ve polislerin üzerine bir dinamit lokumu atılır. Dinamitin bu tür bir olayda ilk kez kullanıldığı bu saldırı sonrasında işler iyici çığrından çıkar. 7 polis hayatını kaybeder, 60’dan fazla işçi de yaralanır.

Bu olay, iyice radikalleşmiş olan siyasi ortamın iyice gerilmesine yol açar. Özellikle anarşistlerin ve işçi liderlerinin maruz kaldığı geniş çaplı tutuklamalar yapılır. Olayın sorumlusu olarak dördü o gün meydanda olmayan sekiz kişi mahkemeye çıkarılır. Biri 15 sene hapse, diğer yedisi asılarak idam cezasına çarptırılırlar.

Yukarıdaki resim, 8 saatlik işgünü yasası için yapılan posterlerden biri. Yukarıdaki bilgiler Encyclopedia of Labour History Worldwide isimli ansiklopediden derlenmiştir.

Bir Cevap Yazın